Daha önce görmediğim her şeyi, cenneti ve cehennemi bile, şu durduğum yerde gördüm.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1053, Kitap 16, Hadis 13
Türkçe meal

Esmâ bint Ebû Bekir (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Güneş tutulduğunda Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) eşi Âişe'nin (radıyallahu anhâ) yanına geldim. Bir de baktım ki insanlar ayakta namaz kılıyorlar, o da ayakta namaz kılıyor. “İnsanlara ne oluyor?” dedim. Eliyle göğe işaret etti ve “Sübhânallah” dedi. “Bir âyet mi?” dedim. “Evet” anlamında işaret etti. Ben de (namaza) durdum; öyle ki baygınlık beni bürüdü ve başımın üstüne su dökmeye başladım. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) (namazdan) ayrılınca Allah'a hamd ve senâda bulundu, sonra şöyle buyurdu: “Daha önce görmediğim hiçbir şey yoktur ki onu şu durduğum yerde görmüş olmayayım; cenneti ve cehennemi bile. Bana, kabirlerde Deccâl fitnesi gibi —ya da ona yakın— bir fitneyle imtihan edileceğiniz vahyolundu —(Fâtıma dedi ki:) Esmâ bunların hangisini söyledi bilmiyorum—. Sizden birine gelinir ve ona 'Bu adam hakkında bilgin nedir?' denir. Mü'min —ya da yakîn sahibi; Esmâ bunlardan hangisini söyledi bilmiyorum— 'O Muhammed'dir, Allah'ın Resûlü'dür (sallallahu aleyhi ve sellem). Bize apaçık delillerle ve hidayetle geldi; biz de icabet ettik, iman ettik ve uyduk' der. Ona 'Salih olarak uyu; senin yakîn sahibi olduğunu bildik' denir. Münafık —ya da şüpheci; Esmâ bunlardan hangisini söyledi bilmiyorum— ise 'Bilmiyorum; insanları bir şey söylerken işittim, ben de onu söyledim' der.”

Sahîh-i Buhârî 1053, Kitap 16, Hadis 13

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنِ امْرَأَتِهِ، فَاطِمَةَ بِنْتِ الْمُنْذِرِ عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهَا قَالَتْ أَتَيْتُ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ خَسَفَتِ الشَّمْسُ، فَإِذَا النَّاسُ قِيَامٌ يُصَلُّونَ، وَإِذَا هِيَ قَائِمَةٌ تُصَلِّي فَقُلْتُ مَا لِلنَّاسِ فَأَشَارَتْ بِيَدِهَا إِلَى السَّمَاءِ، وَقَالَتْ سُبْحَانَ اللَّهِ. فَقُلْتُ آيَةٌ فَأَشَارَتْ أَىْ نَعَمْ. قَالَتْ فَقُمْتُ حَتَّى تَجَلاَّنِي الْغَشْىُ، فَجَعَلْتُ أَصُبُّ فَوْقَ رَأْسِي الْمَاءَ، فَلَمَّا انْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ " مَا مِنْ شَىْءٍ كُنْتُ لَمْ أَرَهُ إِلاَّ قَدْ رَأَيْتُهُ فِي مَقَامِي هَذَا حَتَّى الْجَنَّةَ وَالنَّارَ، وَلَقَدْ أُوحِيَ إِلَىَّ أَنَّكُمْ تُفْتَنُونَ فِي الْقُبُورِ مِثْلَ ـ أَوْ قَرِيبًا مِنْ ـ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ ـ لاَ أَدْرِي أَيَّتَهُمَا قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ يُؤْتَى أَحَدُكُمْ فَيُقَالُ لَهُ مَا عِلْمُكَ بِهَذَا الرَّجُلِ فَأَمَّا الْمُؤْمِنُ ـ أَوِ الْمُوقِنُ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَى، فَأَجَبْنَا وَآمَنَّا وَاتَّبَعْنَا. فَيُقَالُ لَهُ نَمْ صَالِحًا، فَقَدْ عَلِمْنَا إِنْ كُنْتَ لَمُوقِنًا. وَأَمَّا الْمُنَافِقُ ـ أَوِ الْمُرْتَابُ لاَ أَدْرِي أَيَّتَهُمَا قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ لاَ أَدْرِي، سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ شَيْئًا فَقُلْتُهُ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1053 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü