Peygamber husûf namazında kıraatini açıktan okudu; iki rekâtta dört rükû ve dört secde yaptı.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1065, 1066, Kitap 16, Hadis 24
Hadis numaraları
1065, 1066
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) husûf namazında kıraatini açıktan okudu. Kıraatini bitirince tekbir alıp rükû ederdi; rükûdan kalkınca “Semiallâhu limen hamideh, Rabbenâ ve leke'l-hamd” derdi. Sonra küsûf namazında kıraate yeniden başlardı. (Bu namaz) iki rekâtta dört rükû ve dört secdedir.

Evzâî ve başkaları dedi ki: Zührî'yi, Urve'den, o da Âişe'den (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet ederken işittim: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında güneş tutuldu; (Peygamber) “es-Salâtü câmiatün” diye nidâ eden birini gönderdi. Sonra öne geçti ve iki rekâtta dört rükû ve dört secde kıldı.

(Velîd dedi ki:) Bana Abdurrahmân b. Nemir de İbn Şihâb'dan bunun benzerini işittiğini haber verdi.

Zührî dedi ki: (Urve'ye) “Kardeşin Abdullah b. Zübeyr bunu yapmadı; Medine'de (küsûf namazı) kıldırdığında sabah namazı gibi yalnızca iki rekât kıldı” dedim. “Evet, çünkü o sünnete isabet edemedi” dedi.

Süfyân b. Hüseyn ve Süleymân b. Kesîr de açıktan okuma hususunda Zührî'den rivayet ederek (İbn Nemir'e) mütâbaat ettiler.

Sahîh-i Buhârî 1065, 1066, Kitap 16, Hadis 24

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ أَخْبَرَنَا ابْنُ نَمِرٍ، سَمِعَ ابْنَ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ جَهَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةِ الْخُسُوفِ بِقِرَاءَتِهِ، فَإِذَا فَرَغَ مِنْ قِرَاءَتِهِ كَبَّرَ فَرَكَعَ، وَإِذَا رَفَعَ مِنَ الرَّكْعَةِ قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ، رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ. ثُمَّ يُعَاوِدُ الْقِرَاءَةَ فِي صَلاَةِ الْكُسُوفِ، أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فِي رَكْعَتَيْنِ وَأَرْبَعَ سَجَدَاتٍ. وَقَالَ الأَوْزَاعِيُّ وَغَيْرُهُ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ الشَّمْسَ، خَسَفَتْ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ مُنَادِيًا بِالصَّلاَةُ جَامِعَةٌ، فَتَقَدَّمَ فَصَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فِي رَكْعَتَيْنِ وَأَرْبَعَ سَجَدَاتٍ. وَأَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ نَمِرٍ سَمِعَ ابْنَ شِهَابٍ مِثْلَهُ. قَالَ الزُّهْرِيُّ فَقُلْتُ مَا صَنَعَ أَخُوكَ ذَلِكَ، عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الزُّبَيْرِ مَا صَلَّى إِلاَّ رَكْعَتَيْنِ مِثْلَ الصُّبْحِ إِذْ صَلَّى بِالْمَدِينَةِ. قَالَ أَجَلْ، إِنَّهُ أَخْطَأَ السُّنَّةَ. تَابَعَهُ سُفْيَانُ بْنُ حُسَيْنٍ وَسُلَيْمَانُ بْنُ كَثِيرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ فِي الْجَهْرِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1065, 1066 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü