Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Allah, Resûlü'ne (sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke'nin fethini nasip edince (Resûlullah) insanların arasında ayağa kalktı, Allah'a hamd ve sena etti, sonra şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah Mekke'den fili alıkoydu, ona Resûlü'nü ve mü'minleri hâkim kıldı. O, benden önce hiç kimseye helal olmadı; bana da gündüzün bir saatinde helal kılındı; benden sonra da hiç kimseye helal olmayacaktır. Artık onun avı ürkütülmez, dikeni koparılmaz, düşmüş malı ancak ilan edene helal olur. Kimin bir yakını öldürülürse o, iki şeyden kendisi için hayırlı olanı seçer: Ya (kendisine) diyet verilir ya da kısas yaptırır.” Abbâs: “İzhir müstesna; çünkü biz onu kabirlerimize ve evlerimize koyarız” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “İzhir müstesna” buyurdu. Bunun üzerine Yemenlilerden bir adam olan Ebû Şâh kalktı ve: “Ey Allah'ın Resûlü! (Bunu) bana yazın” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ebû Şâh'a yazın” buyurdu.
(Velîd b. Müslim dedi ki:) Evzâî'ye: “Ey Allah'ın Resûlü, bana yazın sözü (ile kastedilen) nedir?” dedim. “Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) işittiği bu hutbedir” dedi.
Sahîh-i Buhârî 2434, Kitap 45, Hadis 9