Senin şahidin ya da onun yemini; yalan yeminle mala hak kazanan, Allah ona gazaplıyken Allah'a kavuşur.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 2515, 2516, Kitap 48, Hadis 8
Hadis numaraları
2515, 2516
Türkçe meal

Ebû Vâil, Abdullah (b. Mes'ûd) (radıyallahu anh) ve Eş'as b. Kays'tan (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Abdullah (b. Mes'ûd) şöyle dedi: “Kim, kendisiyle bir mala hak kazanmak için, o yeminde yalancı olduğu hâlde yemin ederse, Allah ona gazaplı olduğu hâlde Allah'a kavuşur.” Allah da bunu doğrulayan şu âyeti indirdi: “Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir değere satanlar...” -ve “...onlar için elem verici bir azap vardır” sözüne kadar okudu- (Âl-i İmrân 3/77).

Sonra Eş'as b. Kays yanımıza çıktı ve: “Ebû Abdurrahman size ne anlatıyor?” dedi. Biz de ona anlattık. Şöyle dedi: “Doğru söylemiş. Vallahi (bu âyet) benim hakkımda indi. Benimle bir adam arasında bir kuyu hakkında anlaşmazlık vardı. Davamızı Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) götürdük. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘(Ya) senin şahidin (getirmen) ya da onun yemini’ buyurdu. Ben: ‘O hâlde o yemin eder ve aldırmaz’ dedim. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ‘Kim, kendisiyle bir mala hak kazanmak için, o yeminde yalancı olduğu hâlde yemin ederse, Allah ona gazaplı olduğu hâlde Allah'a kavuşur.’ Allah da bunu doğrulayan (âyeti) indirdi.” Sonra şu âyeti okudu: ‘Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir değere satanlar...’ (âyetinden) ‘...onlar için elem verici bir azap vardır’ (sözüne kadar) (Âl-i İmrân 3/77).

Sahîh-i Buhârî 2515, 2516, Kitap 48, Hadis 8

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ ـ رضى الله عنه مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ، يَسْتَحِقُّ بِهَا مَالاً وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} فَقَرَأَ إِلَى {عَذَابٌ أَلِيمٌ}.ثُمَّ إِنَّ الأَشْعَثَ بْنَ قَيْسٍ خَرَجَ إِلَيْنَا فَقَالَ مَا يُحَدِّثُكُمْ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ فَحَدَّثْنَاهُ قَالَ فَقَالَ صَدَقَ لَفِيَّ وَاللَّهِ أُنْزِلَتْ، كَانَتْ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ خُصُومَةٌ فِي بِئْرٍ فَاخْتَصَمْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " شَاهِدُكَ أَوْ يَمِينُهُ ". قُلْتُ إِنَّهُ إِذًا يَحْلِفُ وَلاَ يُبَالِي. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ يَسْتَحِقُّ بِهَا مَالاً هُوَ فِيهَا فَاجِرٌ، لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ". فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ، ثُمَّ اقْتَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} إِلَى {وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ}.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 2515, 2516 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü