Hamza'nın kızı için çekişilince Peygamber onu teyzesine verdi ve: "Teyze anne yerindedir" buyurdu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 2699, Kitap 53, Hadis 9
Türkçe meal

Berâ (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) zilkade ayında umreye çıktı. Mekke halkı onu Mekke'ye girmeye bırakmaktan kaçındı; sonunda orada üç gün kalması üzere onlarla anlaştı. Antlaşmayı yazdıklarında: “Bu, Muhammed Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) üzerinde anlaştığı şeydir” diye yazdılar. Onlar: “Bunu kabul etmeyiz; senin Allah'ın Resûlü olduğunu bilseydik sana engel olmazdık. Fakat sen Muhammed b. Abdullah'sın” dediler. (Peygamber): “Ben Allah'ın Resûlü'yüm, ben Muhammed b. Abdullah'ım” buyurdu. Sonra Ali'ye: “Resûlullah (ibaresini) sil” dedi. (Ali): “Hayır, Allah'a yemin ederim ki seni asla silmem” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yazıyı aldı ve şunu yazdı: “Bu, Muhammed b. Abdullah'ın üzerinde anlaştığı şeydir: Mekke'ye kın içinde olmayan silah sokulmayacak; Mekke halkından, ona uymak istese bile hiç kimseyi (beraberinde) çıkarmayacak; ashabından orada kalmak isteyen hiç kimseye engel olmayacak.” (Peygamber) Mekke'ye girip süre dolunca Ali'ye gelerek: “Arkadaşına söyle, yanımızdan çıksın; süre doldu” dediler. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) çıktı. Hamza'nın kızı: “Amca! Amca!” diye arkalarından geldi. Ali onu alıp elinden tuttu ve Fâtıma'ya (aleyhesselâm): “Amcanın kızını al, onu taşı” dedi. Ali, Zeyd ve Ca'fer onun hakkında çekiştiler. Ali: “Ona ben daha lâyığım; o benim amcamın kızıdır” dedi. Ca'fer: “O benim amcamın kızıdır, teyzesi de benim nikâhımdadır” dedi. Zeyd: “O benim kardeşimin kızıdır” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onu teyzesine verdi ve: “Teyze anne yerindedir” buyurdu. Ali'ye: “Sen bendensin, ben de sendenim” buyurdu. Ca'fer'e: “Yaratılışta da ahlâkta da bana benzedin” buyurdu. Zeyd'e: “Sen bizim kardeşimiz ve mevlâmızsın” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 2699, Kitap 53, Hadis 9

Arapça metin
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ اعْتَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي ذِي الْقَعْدَةِ، فَأَبَى أَهْلُ مَكَّةَ أَنْ يَدَعُوهُ يَدْخُلُ مَكَّةَ، حَتَّى قَاضَاهُمْ عَلَى أَنْ يُقِيمَ بِهَا ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ، فَلَمَّا كَتَبُوا الْكِتَابَ كَتَبُوا هَذَا مَا قَاضَى عَلَيْهِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. فَقَالُوا لاَ نُقِرُّ بِهَا، فَلَوْ نَعْلَمُ أَنَّكَ رَسُولُ اللَّهِ مَا مَنَعْنَاكَ، لَكِنْ أَنْتَ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ. قَالَ " أَنَا رَسُولُ اللَّهِ وَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ". ثُمَّ قَالَ لِعَلِيٍّ " امْحُ رَسُولُ اللَّهِ ". قَالَ لاَ، وَاللَّهِ لاَ أَمْحُوكَ أَبَدًا، فَأَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْكِتَابَ، فَكَتَبَ هَذَا مَا قَاضَى عَلَيْهِ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، لاَ يَدْخُلُ مَكَّةَ سِلاَحٌ إِلاَّ فِي الْقِرَابِ، وَأَنْ لاَ يَخْرُجَ مِنْ أَهْلِهَا بِأَحَدٍ، إِنْ أَرَادَ أَنْ يَتَّبِعَهُ، وَأَنْ لاَ يَمْنَعَ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِهِ أَرَادَ أَنْ يُقِيمَ بِهَا. فَلَمَّا دَخَلَهَا، وَمَضَى الأَجَلُ أَتَوْا عَلِيًّا، فَقَالُوا قُلْ لِصَاحِبِكَ اخْرُجْ عَنَّا فَقَدْ مَضَى الأَجَلُ. فَخَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَتَبِعَتْهُمُ ابْنَةُ حَمْزَةَ يَا عَمِّ يَا عَمِّ. فَتَنَاوَلَهَا عَلِيٌّ فَأَخَذَ بِيَدِهَا، وَقَالَ لِفَاطِمَةَ عَلَيْهَا السَّلاَمُ دُونَكِ ابْنَةَ عَمِّكِ، احْمِلِيهَا. فَاخْتَصَمَ فِيهَا عَلِيٌّ وَزَيْدٌ وَجَعْفَرٌ، فَقَالَ عَلِيٌّ أَنَا أَحَقُّ بِهَا وَهْىَ ابْنَةُ عَمِّي. وَقَالَ جَعْفَرٌ ابْنَةُ عَمِّي وَخَالَتُهَا تَحْتِي. وَقَالَ زَيْدٌ ابْنَةُ أَخِي. فَقَضَى بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِخَالَتِهَا. وَقَالَ " الْخَالَةُ بِمَنْزِلَةِ الأُمِّ ". وَقَالَ لِعَلِيٍّ " أَنْتَ مِنِّي وَأَنَا مِنْكَ ". وَقَالَ لِجَعْفَرٍ " أَشْبَهْتَ خَلْقِي وَخُلُقِي ". وَقَالَ لِزَيْدٍ " أَنْتَ أَخُونَا وَمَوْلاَنَا ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 2699 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü