Yahudiler: "Yalancıysan senden kurtulalım, peygambersen zehir sana zarar vermez diye istedik" dediler.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3169, Kitap 58, Hadis 11
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Hayber fethedilince Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) içinde zehir bulunan bir koyun hediye edildi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Burada bulunan Yahudileri yanıma toplayın” buyurdu. Onun için toplandılar. Şöyle buyurdu: “Size bir şey soracağım; bana onun hakkında doğruyu söyler misiniz?” “Evet” dediler. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara: “Babanız kimdir?” buyurdu. “Falan” dediler. “Yalan söylediniz; bilakis babanız falandır” buyurdu. “Doğru söyledin” dediler. “Bir şey sorarsam bana onun hakkında doğruyu söyler misiniz?” buyurdu. “Evet, ey Ebü'l-Kâsım! Yalan söylesek, babamız hakkında yalanımızı anladığın gibi yalanımızı anlarsın” dediler. Onlara: “Cehennem ehli kimlerdir?” buyurdu. “Biz orada az bir süre kalacağız, sonra orada bizim yerimize siz geçeceksiniz” dediler. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Orada zelil olun! Vallahi biz orada asla sizin yerinize geçmeyeceğiz” buyurdu. Sonra: “Size bir şey sorarsam bana onun hakkında doğruyu söyler misiniz?” buyurdu. “Evet, ey Ebü'l-Kâsım” dediler. “Bu koyuna zehir koydunuz mu?” buyurdu. “Evet” dediler. “Sizi buna ne sevk etti?” buyurdu. “İstedik ki eğer yalancıysan senden kurtulalım; eğer peygambersen (zehir) sana zarar vermez” dediler.

Sahîh-i Buhârî 3169, Kitap 58, Hadis 11

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدٌ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا فُتِحَتْ خَيْبَرُ أُهْدِيَتْ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم شَاةٌ فِيهَا سُمٌّ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اجْمَعُوا إِلَىَّ مَنْ كَانَ هَا هُنَا مِنْ يَهُودَ ". فَجُمِعُوا لَهُ فَقَالَ " إِنِّي سَائِلُكُمْ عَنْ شَىْءٍ فَهَلْ أَنْتُمْ صَادِقِيَّ عَنْهُ ". فَقَالُوا نَعَمْ. قَالَ لَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَبُوكُمْ ". قَالُوا فُلاَنٌ. فَقَالَ " كَذَبْتُمْ، بَلْ أَبُوكُمْ فُلاَنٌ ". قَالُوا صَدَقْتَ. قَالَ " فَهَلْ أَنْتُمْ صَادِقِيَّ عَنْ شَىْءٍ إِنْ سَأَلْتُ عَنْهُ " فَقَالُوا نَعَمْ يَا أَبَا الْقَاسِمِ، وَإِنْ كَذَبْنَا عَرَفْتَ كَذِبَنَا كَمَا عَرَفْتَهُ فِي أَبِينَا. فَقَالَ لَهُمْ " مَنْ أَهْلُ النَّارِ ". قَالُوا نَكُونُ فِيهَا يَسِيرًا ثُمَّ تَخْلُفُونَا فِيهَا. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اخْسَئُوا فِيهَا، وَاللَّهِ لاَ نَخْلُفُكُمْ فِيهَا أَبَدًا ـ ثُمَّ قَالَ ـ هَلْ أَنْتُمْ صَادِقِيَّ عَنْ شَىْءٍ إِنْ سَأَلْتُكُمْ عَنْهُ ". فَقَالُوا نَعَمْ يَا أَبَا الْقَاسِمِ. قَالَ " هَلْ جَعَلْتُمْ فِي هَذِهِ الشَّاةِ سُمًّا ". قَالُوا نَعَمْ. قَالَ " مَا حَمَلَكُمْ عَلَى ذَلِكَ ". قَالُوا أَرَدْنَا إِنْ كُنْتَ كَاذِبًا نَسْتَرِيحُ، وَإِنْ كُنْتَ نَبِيًّا لَمْ يَضُرَّكَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3169 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü