Enes b. Mâlik, Mâlik b. Sa'saa'dan (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ben Beyt'in yanında uyku ile uyanıklık arasında iken -iki adam arasında (bulunan kişi olduğunu) da zikretti- bana içi hikmet ve imanla dolu altından bir leğen getirildi. (Göğsüm) boğazdan karnın alt kısmına kadar yarıldı, sonra karın zemzem suyuyla yıkandı, sonra hikmet ve imanla dolduruldu. Bana katırdan küçük, eşekten büyük beyaz bir binek, Burâk getirildi. Cebrâil ile birlikte yola çıktım; nihayet dünya semasına geldik. ‘Bu kim?’ denildi. ‘Cebrâil’ dedi. ‘Yanındaki kim?’ denildi. ‘Muhammed’ denildi. ‘Ona (elçi) gönderildi mi?’ denildi. ‘Evet’ dedi. ‘Ona merhaba! Gelişi ne güzel bir geliştir!’ denildi. Âdem'e vardım, ona selam verdim. ‘Merhaba sana, evlattan ve peygamberden!’ dedi. İkinci semaya geldik. ‘Bu kim?’ denildi. ‘Cebrâil’ dedi. ‘Yanındaki kim?’ denildi. ‘Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’ dedi. ‘Ona gönderildi mi?’ denildi. ‘Evet’ dedi. ‘Ona merhaba! Gelişi ne güzel bir geliştir!’ denildi. Îsâ ve Yahyâ'ya vardım. ‘Merhaba sana, kardeşten ve peygamberden!’ dediler. Üçüncü semaya geldik. ‘Bu kim?’ denildi. ‘Cebrâil’ denildi. ‘Yanındaki kim?’ denildi. ‘Muhammed’ denildi. ‘Ona gönderildi mi?’ denildi. ‘Evet’ dedi. ‘Ona merhaba! Gelişi ne güzel bir geliştir!’ denildi. Yûsuf'a vardım, ona selam verdim. ‘Merhaba sana, kardeşten ve peygamberden!’ dedi. Dördüncü semaya geldik. ‘Bu kim?’ denildi. ‘Cebrâil’ denildi. ‘Yanındaki kim?’ denildi. ‘Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’ denildi. ‘Ona gönderildi mi?’ denildi. ‘Evet’ denildi. ‘Ona merhaba! Gelişi ne güzel bir geliştir!’ denildi. İdrîs'e vardım, ona selam verdim. ‘Merhaba, kardeşten ve peygamberden!’ dedi. Beşinci semaya geldik. ‘Bu kim?’ denildi. ‘Cebrâil’ dedi. ‘Yanındaki kim?’ denildi. ‘Muhammed’ denildi. ‘Ona gönderildi mi?’ denildi. ‘Evet’ dedi. ‘Ona merhaba! Gelişi ne güzel bir geliştir!’ denildi. Hârûn'a vardık, ona selam verdim. ‘Merhaba sana, kardeşten ve peygamberden!’ dedi. Altıncı semaya geldik. ‘Bu kim?’ denildi. ‘Cebrâil’ denildi. ‘Yanındaki kim?’ denildi. ‘Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’ dedi. ‘Ona gönderildi mi? Ona merhaba! Gelişi ne güzel bir geliştir!’ denildi. Mûsâ'ya vardım, ona selam verdim. ‘Merhaba sana, kardeşten ve peygamberden!’ dedi. Onu geçince ağladı. ‘Seni ağlatan nedir?’ denildi. ‘Ey Rabbim! Benden sonra gönderilen bu gencin ümmetinden cennete girecekler, benim ümmetimden gireceklerden daha üstündür (daha çoktur)’ dedi. Yedinci semaya geldik. ‘Bu kim?’ denildi. ‘Cebrâil’ denildi. ‘Yanındaki kim?’ denildi. ‘Muhammed’ denildi. ‘Ona gönderildi mi? Ona merhaba! Gelişi ne güzel bir geliştir!’ denildi. İbrâhîm'e vardım, ona selam verdim. ‘Merhaba sana, evlattan ve peygamberden!’ dedi. Sonra bana Beytülma'mûr gösterildi. Cebrâil'e sordum. ‘Bu Beytülma'mûr'dur; her gün içinde yetmiş bin melek namaz kılar; bunlar çıktıklarında son defa çıkmış olurlar, bir daha ona dönmezler’ dedi. Bana Sidretü'l-müntehâ da gösterildi. Bir de baktım ki meyveleri Hecer küpleri gibi, yaprakları fil kulakları gibi. Kökünde dört nehir vardı: İki iç nehir ve iki dış nehir. Cebrâil'e sordum. ‘İç olanlar cennettedir; dış olanlar ise Nil ve Fırat'tır’ dedi. Sonra bana elli (vakit) namaz farz kılındı. Dönüp Mûsâ'ya geldim. ‘Ne yaptın?’ dedi. ‘Bana elli namaz farz kılındı’ dedim. ‘Ben insanları senden daha iyi bilirim. İsrâiloğulları ile en çetin şekilde uğraştım. Senin ümmetin buna güç yetiremez. Rabbine dön ve O'ndan (hafifletmesini) iste’ dedi. Döndüm, O'ndan istedim; onu kırk yaptı. Sonra yine öyle (oldu), otuz (yaptı). Sonra yine öyle (oldu), yirmi yaptı. Sonra yine öyle (oldu), on yaptı. Mûsâ'ya geldim, yine öyle dedi; (Allah) onu beş yaptı. Mûsâ'ya geldim. ‘Ne yaptın?’ dedi. ‘Onu beş yaptı’ dedim. Yine öyle dedi. ‘Hayırla teslim oldum’ dedim. Bunun üzerine şöyle seslenildi: ‘Ben farzımı yürürlüğe koydum, kullarımdan da hafiflettim. Bir iyiliğe on (kat) karşılık veririm.’”
Hemmâm da Katâde'den, o Hasan'dan, o Ebû Hüreyre'den (radıyallahu anh), o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) Beytülma'mûr hakkındaki kısmı rivayet etti.
Sahîh-i Buhârî 3207, Kitap 59, Hadis 18