Bilakis, Allah'ın onların sulbünden yalnız Allah'a ibadet eden kimseler çıkarmasını umarım.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3231, Kitap 59, Hadis 42
Türkçe meal

Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hanımı Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem): “Uhud gününden daha şiddetli bir gün başına geldi mi?” dedim. Şöyle buyurdu: “Senin kavminden çekeceğimi çektim. Onlardan çektiğimin en şiddetlisi Akabe günüydü. Hani kendimi İbn Abdiyâlîl b. Abdikülâl'e arz etmiştim de istediğime icabet etmemişti. Kederli bir hâlde, yönümü bilmeden gittim. Ancak Karnü's-seâlib'de kendime gelebildim. Başımı kaldırdım; bir de baktım ki bir bulut beni gölgelemiş. Baktım, içinde Cebrâil var. Bana seslendi ve şöyle dedi: ‘Allah, kavminin sana söylediğini ve sana verdikleri cevabı işitti. Onlar hakkında dilediğini emretmen için sana dağlar meleğini gönderdi.’ Dağlar meleği bana seslendi, bana selam verdi, sonra: ‘Ey Muhammed!’ dedi ve şöyle dedi: ‘Bu iş senin dilediğine bağlıdır. Dilersen Ahşebeyn'i onların üzerine kapatayım.’ Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ‘Bilakis, Allah'ın onların sulbünden, yalnız Allah'a ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseler çıkarmasını umarım.’”

Sahîh-i Buhârî 3231, Kitap 59, Hadis 42

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَتْهُ أَنَّهَا قَالَتْ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَلْ أَتَى عَلَيْكَ يَوْمٌ كَانَ أَشَدَّ مِنْ يَوْمِ أُحُدٍ قَالَ " لَقَدْ لَقِيتُ مِنْ قَوْمِكِ مَا لَقِيتُ، وَكَانَ أَشَدُّ مَا لَقِيتُ مِنْهُمْ يَوْمَ الْعَقَبَةِ، إِذْ عَرَضْتُ نَفْسِي عَلَى ابْنِ عَبْدِ يَالِيلَ بْنِ عَبْدِ كُلاَلٍ، فَلَمْ يُجِبْنِي إِلَى مَا أَرَدْتُ، فَانْطَلَقْتُ وَأَنَا مَهْمُومٌ عَلَى وَجْهِي، فَلَمْ أَسْتَفِقْ إِلاَّ وَأَنَا بِقَرْنِ الثَّعَالِبِ، فَرَفَعْتُ رَأْسِي، فَإِذَا أَنَا بِسَحَابَةٍ قَدْ أَظَلَّتْنِي، فَنَظَرْتُ فَإِذَا فِيهَا جِبْرِيلُ فَنَادَانِي فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ قَدْ سَمِعَ قَوْلَ قَوْمِكَ لَكَ وَمَا رَدُّوا عَلَيْكَ، وَقَدْ بَعَثَ إِلَيْكَ مَلَكَ الْجِبَالِ لِتَأْمُرَهُ بِمَا شِئْتَ فِيهِمْ، فَنَادَانِي مَلَكُ الْجِبَالِ، فَسَلَّمَ عَلَىَّ ثُمَّ قَالَ يَا مُحَمَّدُ، فَقَالَ ذَلِكَ فِيمَا شِئْتَ، إِنْ شِئْتَ أَنْ أُطْبِقَ عَلَيْهِمِ الأَخْشَبَيْنِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَلْ أَرْجُو أَنْ يُخْرِجَ اللَّهُ مِنْ أَصْلاَبِهِمْ مَنْ يَعْبُدُ اللَّهَ وَحْدَهُ لاَ يُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3231 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü