Ey Sâre! Yeryüzünde benden ve senden başka mümin yok.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3358, Kitap 60, Hadis 33
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

İbrâhîm (aleyhisselâm) üç yalan dışında yalan söylemedi. Bunların ikisi aziz ve celil olan Allah'ın zatı uğrunadır: “Ben hastayım” (Sâffât 37/89) sözü ile “Hayır, bunu şu büyükleri yaptı” (Enbiyâ 21/63) sözü.

(Ebû Hüreyre) dedi ki: Bir gün o (İbrâhîm) ile Sâre (yolda) iken zorbalardan bir zorbanın (ülkesine) uğradı. Ona: “Burada yanında insanların en güzellerinden bir kadın bulunan bir adam var” denildi. (Zorba) ona (adam) gönderip kadını sordu: “Bu kim?” dedi. (İbrâhîm): “Kız kardeşim” dedi. Sonra Sâre'nin yanına gelip: “Ey Sâre! Yeryüzünde benden ve senden başka mümin yok. Bu adam bana sordu; ben de ona senin kız kardeşim olduğunu söyledim. Beni yalanlama” dedi. (Zorba) ona (Sâre'ye) haber gönderdi. Sâre yanına girince eliyle onu tutmaya yeltendi; (eli) tutuldu. “Benim için Allah'a dua et, sana zarar vermeyeceğim” dedi. Sâre Allah'a dua etti; (adam) serbest kaldı. Sonra ikinci kez onu tutmaya yeltendi; aynı şekilde ya da daha şiddetli tutuldu. “Benim için Allah'a dua et, sana zarar vermeyeceğim” dedi. Dua etti; serbest kaldı. Bunun üzerine kapıcılarından birini çağırıp: “Siz bana bir insan getirmediniz, bana ancak bir şeytan getirdiniz” dedi. Ve Hâcer'i ona hizmetçi olarak verdi. Sâre (İbrâhîm'in yanına) geldi; o ayakta namaz kılıyordu. Eliyle “Ne oldu?” diye işaret etti. (Sâre): “Allah kâfirin —ya da facirin— hilesini kendi boğazına geri çevirdi; Hâcer'i de hizmetçi olarak verdi” dedi.

Ebû Hüreyre dedi ki: “Ey gök suyunun oğulları! İşte o (Hâcer) sizin annenizdir.”

Sahîh-i Buhârî 3358, Kitap 60, Hadis 33

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَحْبُوبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمْ يَكْذِبْ إِبْرَاهِيمُ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ إِلاَّ ثَلاَثَ كَذَبَاتٍ ثِنْتَيْنِ مِنْهُنَّ فِي ذَاتِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ، قَوْلُهُ {إِنِّي سَقِيمٌ } وَقَوْلُهُ {بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَذَا}، وَقَالَ بَيْنَا هُوَ ذَاتَ يَوْمٍ وَسَارَةُ إِذْ أَتَى عَلَى جَبَّارٍ مِنَ الْجَبَابِرَةِ فَقِيلَ لَهُ إِنَّ هَا هُنَا رَجُلاً مَعَهُ امْرَأَةٌ مِنْ أَحْسَنِ النَّاسِ، فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ، فَسَأَلَهُ عَنْهَا. فَقَالَ مَنْ هَذِهِ قَالَ أُخْتِي، فَأَتَى سَارَةَ قَالَ يَا سَارَةُ، لَيْسَ عَلَى وَجْهِ الأَرْضِ مُؤْمِنٌ غَيْرِي وَغَيْرُكِ، وَإِنَّ هَذَا سَأَلَنِي، فَأَخْبَرْتُهُ أَنَّكِ أُخْتِي فَلاَ تُكَذِّبِينِي. فَأَرْسَلَ إِلَيْهَا، فَلَمَّا دَخَلَتْ عَلَيْهِ ذَهَبَ يَتَنَاوَلُهَا بِيَدِهِ، فَأُخِذَ فَقَالَ ادْعِي اللَّهَ لِي وَلاَ أَضُرُّكِ. فَدَعَتِ اللَّهَ فَأُطْلِقَ، ثُمَّ تَنَاوَلَهَا الثَّانِيَةَ، فَأُخِذَ مِثْلَهَا أَوْ أَشَدَّ فَقَالَ ادْعِي اللَّهَ لِي وَلاَ أَضُرُّكِ. فَدَعَتْ فَأُطْلِقَ. فَدَعَا بَعْضَ حَجَبَتِهِ فَقَالَ إِنَّكُمْ لَمْ تَأْتُونِي بِإِنْسَانٍ، إِنَّمَا أَتَيْتُمُونِي بِشَيْطَانٍ. فَأَخْدَمَهَا هَاجَرَ فَأَتَتْهُ، وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي، فَأَوْمَأَ بِيَدِهِ مَهْيَا قَالَتْ رَدَّ اللَّهُ كَيْدَ الْكَافِرِ ـ أَوِ الْفَاجِرِ ـ فِي نَحْرِهِ، وَأَخْدَمَ هَاجَرَ. قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ تِلْكَ أُمُّكُمْ يَا بَنِي مَاءِ السَّمَاءِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3358 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü