Beşikte ancak üç kişi konuştu: Îsâ, Cüreyc'in suçsuzluğuna tanıklık eden çocuk ve emzirilen bir çocuk.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3436, Kitap 60, Hadis 107
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Beşikte ancak üç kişi konuştu: Îsâ. (Bir de) İsrâiloğulları arasında Cüreyc denilen bir adam vardı. Namaz kılıyordu; annesi gelip onu çağırdı. ‘Ona cevap mı vereyim, namaz mı kılayım?’ dedi. (Annesi): ‘Allah'ım, ona fahişelerin yüzlerini göstermedikçe onu öldürme!’ dedi. Cüreyc manastırındayken bir kadın ona kendini arz edip onunla konuştu; o ise kabul etmedi. (Kadın) bir çobana gidip kendini ona teslim etti ve bir oğlan doğurdu. ‘(Bu) Cüreyc'tendir’ dedi. (İnsanlar) ona gelip manastırını yıktılar, onu aşağı indirdiler ve ona sövdüler. O abdest alıp namaz kıldı, sonra çocuğa gelip: ‘Ey çocuk, baban kim?’ dedi. (Çocuk): ‘Çoban’ dedi. (İnsanlar): ‘Manastırını altından yapalım’ dediler. ‘Hayır, ancak çamurdan’ dedi. (Bir de) İsrâiloğullarından bir kadın oğlunu emziriyordu. Yanından gösterişli, binekli bir adam geçti. (Kadın): ‘Allah'ım, oğlumu bunun gibi yap!’ dedi. (Çocuk) memesini bırakıp binekliye döndü ve: ‘Allah'ım, beni onun gibi yapma!’ dedi. Sonra memesine dönüp emmeye başladı -Ebû Hüreyre der ki: Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) parmağını emerken bakıyor gibiyim-. Sonra bir cariyenin yanından geçildi. (Kadın): ‘Allah'ım, oğlumu bunun gibi yapma!’ dedi. (Çocuk) memesini bırakıp: ‘Allah'ım, beni onun gibi yap!’ dedi. (Annesi): ‘Bu niçin?’ dedi. (Çocuk) şöyle dedi: ‘Binekli adam zorbalardan bir zorbadır. Bu cariyeye ise: Hırsızlık ettin, zina ettin, diyorlar; oysa o (bunları) yapmadı.’”

Sahîh-i Buhârî 3436, Kitap 60, Hadis 107

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَمْ يَتَكَلَّمْ فِي الْمَهْدِ إِلاَّ ثَلاَثَةٌ عِيسَى، وَكَانَ فِي بَنِي إِسْرَائِيلَ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ جُرَيْجٌ، كَانَ يُصَلِّي، فَجَاءَتْهُ أُمُّهُ فَدَعَتْهُ، فَقَالَ أُجِيبُهَا أَوْ أُصَلِّي. فَقَالَتِ اللَّهُمَّ لاَ تُمِتْهُ حَتَّى تُرِيَهُ وُجُوهَ الْمُومِسَاتِ. وَكَانَ جُرَيْجٌ فِي صَوْمَعَتِهِ، فَتَعَرَّضَتْ لَهُ امْرَأَةٌ وَكَلَّمَتْهُ فَأَبَى، فَأَتَتْ رَاعِيًا، فَأَمْكَنَتْهُ مِنْ نَفْسِهَا فَوَلَدَتْ غُلاَمًا، فَقَالَتْ مِنْ جُرَيْجٍ. فَأَتَوْهُ فَكَسَرُوا صَوْمَعَتَهُ، وَأَنْزَلُوهُ وَسَبُّوهُ، فَتَوَضَّأَ وَصَلَّى ثُمَّ أَتَى الْغُلاَمَ فَقَالَ مَنْ أَبُوكَ يَا غُلاَمُ قَالَ الرَّاعِي. قَالُوا نَبْنِي صَوْمَعَتَكَ مِنْ ذَهَبٍ. قَالَ لاَ إِلاَّ مِنْ طِينٍ. وَكَانَتِ امْرَأَةٌ تُرْضِعُ ابْنًا لَهَا مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ، فَمَرَّ بِهَا رَجُلٌ رَاكِبٌ ذُو شَارَةٍ، فَقَالَتِ اللَّهُمَّ اجْعَلِ ابْنِي مِثْلَهُ. فَتَرَكَ ثَدْيَهَا، وَأَقْبَلَ عَلَى الرَّاكِبِ فَقَالَ اللَّهُمَّ لاَ تَجْعَلْنِي مِثْلَهُ. ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَى ثَدْيِهَا يَمَصُّهُ ـ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَمَصُّ إِصْبَعَهُ ـ ثُمَّ مُرَّ بِأَمَةٍ فَقَالَتِ اللَّهُمَّ لاَ تَجْعَلِ ابْنِي مِثْلَ هَذِهِ. فَتَرَكَ ثَدْيَهَا فَقَالَ اللَّهُمَّ اجْعَلْنِي مِثْلَهَا. فَقَالَتْ لِمَ ذَاكَ فَقَالَ الرَّاكِبُ جَبَّارٌ مِنَ الْجَبَابِرَةِ، وَهَذِهِ الأَمَةُ يَقُولُونَ سَرَقْتِ زَنَيْتِ. وَلَمْ تَفْعَلْ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3436 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü