İkindi namazından güneşin batışına kadar ikişer kırat karşılığında çalışanlar sizsiniz; size iki kat ecir vardır.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3459, Kitap 60, Hadis 126
Türkçe meal

Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizin ömrünüz, geçmiş ümmetlerin ömrüne göre ancak ikindi namazından güneşin batışına kadarki (süre) gibidir. Sizin, Yahudilerin ve Hıristiyanların durumu, işçi tutan bir adamın durumu gibidir. (Adam): ‘Kim benim için gün ortasına kadar birer kırat karşılığında çalışır?’ dedi. Yahudiler gün ortasına kadar birer kırat karşılığında çalıştılar. Sonra: ‘Kim benim için gün ortasından ikindi namazına kadar birer kırat karşılığında çalışır?’ dedi. Hıristiyanlar gün ortasından ikindi namazına kadar birer kırat karşılığında çalıştılar. Sonra: ‘Kim benim için ikindi namazından güneşin batışına kadar ikişer kırat karşılığında çalışır?’ dedi. Dikkat edin, ikindi namazından güneşin batışına kadar ikişer kırat karşılığında çalışanlar sizsiniz. Dikkat edin, size iki kat ecir vardır. Yahudiler ve Hıristiyanlar kızıp: ‘Biz daha çok çalıştık, daha az ücret aldık’ dediler. Allah: ‘Hakkınızdan size bir şey eksik verip haksızlık ettim mi?’ dedi. ‘Hayır’ dediler. ‘O hâlde bu, benim lütfumdur; onu dilediğime veririm’ buyurdu.”

Sahîh-i Buhârî 3459, Kitap 60, Hadis 126

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّمَا أَجَلُكُمْ فِي أَجَلِ مَنْ خَلاَ مِنَ الأُمَمِ مَا بَيْنَ صَلاَةِ الْعَصْرِ إِلَى مَغْرِبِ الشَّمْسِ، وَإِنَّمَا مَثَلُكُمْ وَمَثَلُ الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى كَرَجُلٍ اسْتَعْمَلَ عُمَّالاً فَقَالَ مَنْ يَعْمَلُ لِي إِلَى نِصْفِ النَّهَارِ عَلَى قِيرَاطٍ قِيرَاطٍ فَعَمِلَتِ الْيَهُودُ إِلَى نِصْفِ النَّهَارِ عَلَى قِيرَاطٍ قِيرَاطٍ، ثُمَّ قَالَ مَنْ يَعْمَلُ لِي مِنْ نِصْفِ النَّهَارِ إِلَى صَلاَةِ الْعَصْرِ عَلَى قِيرَاطٍ قِيرَاطٍ فَعَمِلَتِ النَّصَارَى مِنْ نِصْفِ النَّهَارِ إِلَى صَلاَةِ الْعَصْرِ، عَلَى قِيرَاطٍ قِيرَاطٍ، ثُمَّ قَالَ مَنْ يَعْمَلُ لِي مِنْ صَلاَةِ الْعَصْرِ إِلَى مَغْرِبِ الشَّمْسِ عَلَى قِيرَاطَيْنِ قِيرَاطَيْنِ أَلاَ فَأَنْتُمُ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ مِنْ صَلاَةِ الْعَصْرِ إِلَى مَغْرِبِ الشَّمْسِ عَلَى قِيرَاطَيْنِ قِيرَاطَيْنِ، أَلاَ لَكُمُ الأَجْرُ مَرَّتَيْنِ، فَغَضِبَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَى، فَقَالُوا نَحْنُ أَكْثَرُ عَمَلاً وَأَقَلُّ عَطَاءً، قَالَ اللَّهُ هَلْ ظَلَمْتُكُمْ مِنْ حَقِّكُمْ شَيْئًا قَالُوا لاَ. قَالَ فَإِنَّهُ فَضْلِي أُعْطِيهِ مَنْ شِئْتُ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3459 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü