İnsanlar Resûlullah'a hayırdan sorardı; ben ise bana ulaşır korkusuyla ona şerden sorardım.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3606, Kitap 61, Hadis 113
Türkçe meal

Huzeyfe b. Yemân (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

İnsanlar Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) hayırdan sorarlardı; ben ise bana ulaşır korkusuyla ona şerden sorardım. “Ey Allah'ın Resûlü! Biz bir cahiliye ve şer içindeydik; Allah bize bu hayrı getirdi. Bu hayırdan sonra bir şer var mı?” dedim. “Evet” buyurdu. “O şerden sonra bir hayır var mı?” dedim. “Evet, ama onda bir bulanıklık vardır” buyurdu. “Onun bulanıklığı nedir?” dedim. “Benim yolumdan başka bir yolla (insanlara) yol gösteren bir topluluktur. Onların (işlerinden) bir kısmını tanır, bir kısmını yadırgarsın” buyurdu. “O hayırdan sonra bir şer var mı?” dedim. “Evet, cehennemin kapılarına çağıran davetçiler. Onlara (bu çağrıda) icabet edeni oraya atarlar” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! Onları bize tarif et” dedim. “Onlar bizim derimizdendir ve bizim dillerimizle konuşurlar” buyurdu. “Buna yetişirsem bana ne emredersin?” dedim. “Müslümanların cemaatine ve imamlarına sarılırsın” buyurdu. “Eğer onların ne cemaati ne de imamı olmazsa?” dedim. “O zaman o fırkaların hepsinden uzak dur; o hal üzereyken ölüm sana gelinceye kadar bir ağacın kökünü ısırmak zorunda kalsan bile” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 3606, Kitap 61, Hadis 113

Arapça metin
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ جَابِرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي بُسْرُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْحَضْرَمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ حُذَيْفَةَ بْنَ الْيَمَانِ، يَقُولُ كَانَ النَّاسُ يَسْأَلُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْخَيْرِ، وَكُنْتُ أَسْأَلُهُ عَنِ الشَّرِّ مَخَافَةَ أَنْ يُدْرِكَنِي. فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا فِي جَاهِلِيَّةٍ وَشَرٍّ، فَجَاءَنَا اللَّهُ بِهَذَا الْخَيْرِ، فَهَلْ بَعْدَ هَذَا الْخَيْرِ مِنْ شَرٍّ قَالَ " نَعَمْ ". قُلْتُ وَهَلْ بَعْدَ ذَلِكَ الشَّرِّ مِنْ خَيْرٍ قَالَ " نَعَمْ، وَفِيهِ دَخَنٌ ". قُلْتُ وَمَا دَخَنُهُ قَالَ " قَوْمٌ يَهْدُونَ بِغَيْرِ هَدْيِي تَعْرِفُ مِنْهُمْ وَتُنْكِرُ ". قُلْتُ فَهَلْ بَعْدَ ذَلِكَ الْخَيْرِ مِنْ شَرٍّ قَالَ " نَعَمْ دُعَاةٌ إِلَى أَبْوَابِ جَهَنَّمَ، مَنْ أَجَابَهُمْ إِلَيْهَا قَذَفُوهُ فِيهَا ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ صِفْهُمْ لَنَا فَقَالَ " هُمْ مِنْ جِلْدَتِنَا، وَيَتَكَلَّمُونَ بِأَلْسِنَتِنَا " قُلْتُ فَمَا تَأْمُرُنِي إِنْ أَدْرَكَنِي ذَلِكَ قَالَ " تَلْزَمُ جَمَاعَةَ الْمُسْلِمِينَ وَإِمَامَهُمْ ". قُلْتُ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُمْ جَمَاعَةٌ وَلاَ إِمَامٌ قَالَ " فَاعْتَزِلْ تِلْكَ الْفِرَقَ كُلَّهَا، وَلَوْ أَنْ تَعَضَّ بِأَصْلِ شَجَرَةٍ حَتَّى يُدْرِكَكَ الْمَوْتُ وَأَنْتَ عَلَى ذَلِكَ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3606 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü