Benden şu parçayı istesen bile sana vermem; sen Allah'ın senin hakkındaki emrini aşamazsın.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3620, 3621, Kitap 61, Hadis 127
Hadis numaraları
3620, 3621
Türkçe meal

Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında Kezzâb (yalancı) Müseylime (Medine'ye) geldi ve: “Muhammed işi kendisinden sonra bana bırakırsa ona uyarım” demeye başladı. Oraya kavminden pek çok insanla gelmişti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), yanında Sâbit b. Kays b. Şemmâs olduğu halde ona doğru geldi. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) elinde bir hurma dalı parçası vardı. Nihayet adamları arasındaki Müseylime'nin karşısında durdu ve şöyle buyurdu: “Benden şu parçayı istesen bile onu sana vermem. Sen Allah'ın senin hakkındaki emrini aşamazsın. Eğer (bu işten) yüz çevirirsen Allah seni mutlaka helak eder. Ben seni, hakkında (rüyada) gördüklerimi gördüğüm kimse olarak görüyorum.”

(İbn Abbâs dedi ki:) Ebû Hüreyre bana haber verdi ki Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuş: “Ben uyurken ellerimde altından iki bilezik gördüm; durumları beni tasalandırdı. Rüyada bana onları üflemem vahyedildi. Onları üfledim, uçup gittiler. Bunları benden sonra çıkacak iki yalancı olarak yorumladım.” Onlardan biri Ansî, diğeri de Yemâme'nin sahibi Kezzâb Müseylime idi.

Sahîh-i Buhârî 3620, 3621, Kitap 61, Hadis 127

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، حَدَّثَنَا نَافِعُ بْنُ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَدِمَ مُسَيْلِمَةُ الْكَذَّابُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَعَلَ يَقُولُ إِنْ جَعَلَ لِي مُحَمَّدٌ الأَمْرَ مِنْ بَعْدِهِ تَبِعْتُهُ. وَقَدِمَهَا فِي بَشَرٍ كَثِيرٍ مِنْ قَوْمِهِ، فَأَقْبَلَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ ثَابِتُ بْنُ قَيْسِ بْنِ شَمَّاسٍ، وَفِي يَدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قِطْعَةُ جَرِيدٍ، حَتَّى وَقَفَ عَلَى مُسَيْلِمَةَ فِي أَصْحَابِهِ فَقَالَ " لَوْ سَأَلْتَنِي هَذِهِ الْقِطْعَةَ مَا أَعْطَيْتُكَهَا، وَلَنْ تَعْدُوَ أَمْرَ اللَّهِ فِيكَ، وَلَئِنْ أَدْبَرْتَ لَيَعْقِرَنَّكَ اللَّهُ، وَإِنِّي لأَرَاكَ الَّذِي أُرِيتُ فِيكَ مَا رَأَيْتُ ". فَأَخْبَرَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْنَمَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُ فِي يَدَىَّ سِوَارَيْنِ مِنْ ذَهَبٍ، فَأَهَمَّنِي شَأْنُهُمَا، فَأُوحِيَ إِلَىَّ فِي الْمَنَامِ أَنِ انْفُخْهُمَا، فَنَفَخْتُهُمَا فَطَارَا فَأَوَّلْتُهُمَا كَذَّابَيْنِ يَخْرُجَانِ بَعْدِي ". فَكَانَ أَحَدُهُمَا الْعَنْسِيَّ وَالآخَرُ مُسَيْلِمَةَ الْكَذَّابَ صَاحِبَ الْيَمَامَةِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3620, 3621 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü