Ümeyye b. Halef: "Allah'a yemin ederim ki Muhammed söz söylediğinde yalan söylemez" dedi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3632, Kitap 61, Hadis 136
Türkçe meal

Abdullah b. Mes'ûd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Sa'd b. Muâz umre yapmak üzere yola çıktı ve Ümeyye b. Halef Ebû Safvân'ın yanına konuk oldu. Ümeyye de Şam'a giderken Medine'ye uğradığında Sa'd'ın yanına konuk olurdu. Ümeyye Sa'd'a: “Bekle; gün ortası olup insanlar gafil olunca gidip tavaf edersin” dedi. Sa'd tavaf ederken birden Ebû Cehil (çıkageldi) ve: “Kâbe'yi tavaf eden bu kim?” dedi. Sa'd: “Ben Sa'd'ım” dedi. Ebû Cehil: “Muhammed'i ve arkadaşlarını barındırdığınız halde Kâbe'yi güven içinde mi tavaf ediyorsun?” dedi. (Sa'd): “Evet” dedi. İkisi birbiriyle atıştı. Ümeyye Sa'd'a: “Ebü'l-Hakem'e karşı sesini yükseltme; çünkü o, vadi halkının efendisidir” dedi. Sonra Sa'd: “Allah'a yemin ederim ki eğer beni Beyt'i tavaf etmekten men edersen, Şam'daki ticaretini mutlaka keserim” dedi. Ümeyye Sa'd'a: “Sesini yükseltme” demeye ve onu tutmaya başladı. Sa'd öfkelendi ve: “Bırak bizi! Çünkü ben Muhammed'i (sallallahu aleyhi ve sellem) seni öldüreceğini söylerken işittim” dedi. (Ümeyye): “Beni mi?” dedi. “Evet” dedi. (Ümeyye): “Allah'a yemin ederim ki Muhammed söz söylediğinde yalan söylemez” dedi. Karısının yanına döndü ve: “Yesribli kardeşimin bana ne söylediğini biliyor musun?” dedi. (Karısı): “Ne söyledi?” dedi. “Muhammed'in, beni öldüreceğini söylediğini işittiğini iddia etti” dedi. (Karısı): “Allah'a yemin ederim ki Muhammed yalan söylemez” dedi. (İbn Mes'ûd) dedi ki: (Kureyşliler) Bedir'e çıktıklarında ve imdat çağrısı geldiğinde karısı ona: “Yesribli kardeşinin sana söylediğini hatırlamıyor musun?” dedi. Bunun üzerine (Ümeyye) çıkmamak istedi. Ebû Cehil ona: “Sen vadinin eşrafındansın; bir iki gün (bizimle) yürü” dedi. O da onlarla birlikte yürüdü ve Allah onu öldürdü.

Sahîh-i Buhârî 3632, Kitap 61, Hadis 136

Arapça metin
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ انْطَلَقَ سَعْدُ بْنُ مُعَاذٍ مُعْتَمِرًا ـ قَالَ ـ فَنَزَلَ عَلَى أُمَيَّةَ بْنِ خَلَفٍ أَبِي صَفْوَانَ، وَكَانَ أُمَيَّةُ إِذَا انْطَلَقَ إِلَى الشَّأْمِ فَمَرَّ بِالْمَدِينَةِ نَزَلَ عَلَى سَعْدٍ، فَقَالَ أُمَيَّةُ لِسَعْدٍ انْتَظِرْ حَتَّى إِذَا انْتَصَفَ النَّهَارُ، وَغَفَلَ النَّاسُ انْطَلَقْتُ فَطُفْتُ، فَبَيْنَا سَعْدٌ يَطُوفُ إِذَا أَبُو جَهْلٍ فَقَالَ مَنْ هَذَا الَّذِي يَطُوفُ بِالْكَعْبَةِ فَقَالَ سَعْدٌ أَنَا سَعْدٌ. فَقَالَ أَبُو جَهْلٍ تَطُوفُ بِالْكَعْبَةِ آمِنًا، وَقَدْ آوَيْتُمْ مُحَمَّدًا وَأَصْحَابَهُ فَقَالَ نَعَمْ. فَتَلاَحَيَا بَيْنَهُمَا. فَقَالَ أُمَيَّةُ لِسَعْدٍ لاَ تَرْفَعْ صَوْتَكَ عَلَى أَبِي الْحَكَمِ، فَإِنَّهُ سَيِّدُ أَهْلِ الْوَادِي. ثُمَّ قَالَ سَعْدٌ وَاللَّهِ لَئِنْ مَنَعْتَنِي أَنْ أَطُوفَ بِالْبَيْتِ لأَقْطَعَنَّ مَتْجَرَكَ بِالشَّأْمِ. قَالَ فَجَعَلَ أُمَيَّةُ يَقُولُ لِسَعْدٍ لاَ تَرْفَعْ صَوْتَكَ. وَجَعَلَ يُمْسِكُهُ، فَغَضِبَ سَعْدٌ فَقَالَ دَعْنَا عَنْكَ، فَإِنِّي سَمِعْتُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم يَزْعُمُ أَنَّهُ قَاتِلُكَ. قَالَ إِيَّاىَ قَالَ نَعَمْ. قَالَ وَاللَّهِ مَا يَكْذِبُ مُحَمَّدٌ إِذَا حَدَّثَ. فَرَجَعَ إِلَى امْرَأَتِهِ، فَقَالَ أَمَا تَعْلَمِينَ مَا قَالَ لِي أَخِي الْيَثْرِبِيُّ قَالَتْ وَمَا قَالَ قَالَ زَعَمَ أَنَّهُ سَمِعَ مُحَمَّدًا يَزْعُمُ أَنَّهُ قَاتِلِي. قَالَتْ فَوَاللَّهِ مَا يَكْذِبُ مُحَمَّدٌ. قَالَ فَلَمَّا خَرَجُوا إِلَى بَدْرٍ، وَجَاءَ الصَّرِيخُ قَالَتْ لَهُ امْرَأَتُهُ أَمَا ذَكَرْتَ مَا قَالَ لَكَ أَخُوكَ الْيَثْرِبِيُّ قَالَ فَأَرَادَ أَنْ لاَ يَخْرُجَ، فَقَالَ لَهُ أَبُو جَهْلٍ إِنَّكَ مِنْ أَشْرَافِ الْوَادِي، فَسِرْ يَوْمًا أَوْ يَوْمَيْنِ، فَسَارَ مَعَهُمْ فَقَتَلَهُ اللَّهُ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3632 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü