Ebû Bekir Sakîfe'de: Emirler biziz, vezirler sizsiniz, dedi; Ömer ona biat etti, insanlar da biat etti.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3667, 3668, Kitap 62, Hadis 19
Hadis numaraları
3667, 3668
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) vefat ettiğinde Ebû Bekir Sunh'ta idi -İsmâîl: yani Âliye'de, dedi-. Ömer kalkıp: “Vallahi Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ölmedi” diyordu. (Âişe) dedi ki: Ömer (sonra) şöyle dedi: “Vallahi içime bundan başkası gelmiyordu. Allah onu mutlaka diriltecek ve (o da) birtakım adamların ellerini ve ayaklarını kesecek.” Derken Ebû Bekir geldi, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yüzünü açıp onu öptü ve şöyle dedi: “Anam babam sana feda olsun! Diri iken de ölü iken de temizsin. Canım elinde olana yemin ederim ki Allah sana iki ölümü asla tattırmayacaktır.” Sonra çıktı ve “Ey yemin eden! Yavaş ol!” dedi. Ebû Bekir konuşunca Ömer oturdu. Ebû Bekir Allah'a hamd ve sena etti ve şöyle dedi: “Dikkat edin! Kim Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem) tapıyorsa, şüphesiz Muhammed ölmüştür. Kim de Allah'a ibadet ediyorsa, şüphesiz Allah diridir, ölmez.” (Şu âyeti) okudu: “Şüphesiz sen öleceksin, onlar da ölecekler” (Zümer 39/30). (Şunu da) okudu: “Muhammed ancak bir peygamberdir; ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse ökçeleriniz üzerinde geri mi döneceksiniz? Kim ökçeleri üzerinde geri dönerse Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır” (Âl-i İmrân 3/144). (Râvi) dedi ki: İnsanlar hıçkıra hıçkıra ağladılar. (Yine) dedi ki: Ensâr, Benî Sâide sakîfesinde Sa'd b. Ubâde'nin yanında toplandılar ve “Bizden bir emir, sizden bir emir” dediler. Ebû Bekir, Ömer b. Hattâb ve Ebû Ubeyde b. Cerrâh onların yanına gittiler. Ömer konuşmaya başlayacaktı ki Ebû Bekir onu susturdu. Ömer şöyle derdi: “Vallahi bununla ancak şunu istemiştim: Hoşuma giden bir söz hazırlamıştım; Ebû Bekir'in ona erişemeyeceğinden korktum.” Sonra Ebû Bekir konuştu; insanların en belîği olarak konuştu ve konuşmasında: “Emirler biziz, vezirler de sizsiniz” dedi. Hubâb b. Münzir: “Hayır, vallahi (bunu) yapmayız; bizden bir emir, sizden bir emir” dedi. Ebû Bekir şöyle dedi: “Hayır; fakat emirler biziz, vezirler de sizsiniz. Onlar (Kureyş), yurt bakımından Arapların en ortada olanı, soy bakımından da en köklüleridir. Ömer'e ya da Ebû Ubeyde'ye biat edin.” Ömer: “Bilakis biz sana biat ediyoruz. Sen bizim efendimiz, en hayırlımız ve Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) en sevimli olanımızsın” dedi. Ömer onun elini tutup ona biat etti; insanlar da ona biat ettiler. Biri: “Sa'd b. Ubâde'yi öldürdünüz” dedi. Ömer: “Allah onu öldürsün!” dedi.

Sahîh-i Buhârî 3667, 3668, Kitap 62, Hadis 19

Arapça metin
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَاتَ وَأَبُو بَكْرٍ بِالسُّنْحِ ـ قَالَ إِسْمَاعِيلُ يَعْنِي بِالْعَالِيَةِ ـ فَقَامَ عُمَرُ يَقُولُ وَاللَّهِ مَا مَاتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. قَالَتْ وَقَالَ عُمَرُ وَاللَّهِ مَا كَانَ يَقَعُ فِي نَفْسِي إِلاَّ ذَاكَ وَلَيَبْعَثَنَّهُ اللَّهُ فَلَيَقْطَعَنَّ أَيْدِيَ رِجَالٍ وَأَرْجُلَهُمْ. فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَكَشَفَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَبَّلَهُ قَالَ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي طِبْتَ حَيًّا وَمَيِّتًا، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يُذِيقُكَ اللَّهُ الْمَوْتَتَيْنِ أَبَدًا. ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ أَيُّهَا الْحَالِفُ عَلَى رِسْلِكَ. فَلَمَّا تَكَلَّمَ أَبُو بَكْرٍ جَلَسَ عُمَرُ. فَحَمِدَ اللَّهَ أَبُو بَكْرٍ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَقَالَ أَلاَ مَنْ كَانَ يَعْبُدُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ مُحَمَّدًا قَدْ مَاتَ، وَمَنْ كَانَ يَعْبُدُ اللَّهَ فَإِنَّ اللَّهَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ. وَقَالَ {إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُمْ مَيِّتُونَ} وَقَالَ {وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِنْ مَاتَ أَوْ قُتِلَ انْقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَنْ يَنْقَلِبْ عَلَى عَقِبَيْهِ فَلَنْ يَضُرَّ اللَّهَ شَيْئًا وَسَيَجْزِي اللَّهُ الشَّاكِرِينَ} قَالَ فَنَشَجَ النَّاسُ يَبْكُونَ ـ قَالَ ـ وَاجْتَمَعَتِ الأَنْصَارُ إِلَى سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فِي سَقِيفَةِ بَنِي سَاعِدَةَ فَقَالُوا مِنَّا أَمِيرٌ وَمِنْكُمْ أَمِيرٌ، فَذَهَبَ إِلَيْهِمْ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَأَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ، فَذَهَبَ عُمَرُ يَتَكَلَّمُ فَأَسْكَتَهُ أَبُو بَكْرٍ، وَكَانَ عُمَرُ يَقُولُ وَاللَّهِ مَا أَرَدْتُ بِذَلِكَ إِلاَّ أَنِّي قَدْ هَيَّأْتُ كَلاَمًا قَدْ أَعْجَبَنِي خَشِيتُ أَنْ لاَ يَبْلُغَهُ أَبُو بَكْرٍ، ثُمَّ تَكَلَّمَ أَبُو بَكْرٍ فَتَكَلَّمَ أَبْلَغَ النَّاسِ فَقَالَ فِي كَلاَمِهِ نَحْنُ الأُمَرَاءُ وَأَنْتُمُ الْوُزَرَاءُ. فَقَالَ حُبَابُ بْنُ الْمُنْذِرِ لاَ وَاللَّهِ لاَ نَفْعَلُ، مِنَّا أَمِيرٌ وَمِنْكُمْ أَمِيرٌ. فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ لاَ، وَلَكِنَّا الأُمَرَاءُ وَأَنْتُمُ الْوُزَرَاءُ هُمْ أَوْسَطُ الْعَرَبِ دَارًا، وَأَعْرَبُهُمْ أَحْسَابًا فَبَايِعُوا عُمَرَ أَوْ أَبَا عُبَيْدَةَ. فَقَالَ عُمَرُ بَلْ نُبَايِعُكَ أَنْتَ، فَأَنْتَ سَيِّدُنَا وَخَيْرُنَا وَأَحَبُّنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. فَأَخَذَ عُمَرُ بِيَدِهِ فَبَايَعَهُ، وَبَايَعَهُ النَّاسُ، فَقَالَ قَائِلٌ قَتَلْتُمْ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ. فَقَالَ عُمَرُ قَتَلَهُ اللَّهُ .

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3667, 3668 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü