Ebû Mûsâ Erîs kuyusunda kapıcılık yaptı; Ebû Bekir, Ömer ve Osman cennetle müjdelendi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3674, Kitap 62, Hadis 24
Türkçe meal

Ebû Mûsâ el-Eş'arî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

(Ebû Mûsâ) evinde abdest alıp çıktı ve (şöyle anlattı): “Mutlaka Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) ayrılmayacağım ve bu günümü onunla geçireceğim” dedim. (Saîd b. Müseyyeb) dedi ki: Mescide geldi ve Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) sordu. “Çıktı, şu tarafa yöneldi” dediler. (Ebû Mûsâ dedi ki:) Ben de onu sora sora izinden çıktım; nihayet (Peygamber) Erîs kuyusu(nun bahçesine) girdi. Kapının yanında oturdum; kapısı hurma dalındandı. Nihayet Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ihtiyacını giderdi ve abdest aldı. Ben de ona doğru kalktım; bir de baktım ki Erîs kuyusunun üzerinde oturmuş, (kuyunun) bileziğinin ortasına geçmiş, baldırlarını açıp onları kuyuya sarkıtmış. Ona selam verdim, sonra dönüp kapının yanında oturdum ve “Bugün mutlaka Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) kapıcısı olacağım” dedim. Ebû Bekir gelip kapıyı itti. “Kim o?” dedim. “Ebû Bekir” dedi. “Biraz bekle” dedim. Sonra gidip: “Ey Allah'ın Resûlü! İşte Ebû Bekir izin istiyor” dedim. “Ona izin ver ve onu cennetle müjdele” buyurdu. Geri gelip Ebû Bekir'e: “Gir; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) seni cennetle müjdeliyor” dedim. Ebû Bekir girdi ve Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sağ tarafında, onunla birlikte bileziğin üzerine oturdu; Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yaptığı gibi ayaklarını kuyuya sarkıttı ve baldırlarını açtı. Sonra dönüp oturdum. Kardeşimi abdest alırken bırakmıştım, bana yetişecekti. “Allah falanca için hayır dilerse -kardeşini kastediyor- onu getirir” dedim. Bir de baktım ki bir insan kapıyı oynatıyor. “Kim o?” dedim. “Ömer b. Hattâb” dedi. “Biraz bekle” dedim. Sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip selam verdim ve “İşte Ömer b. Hattâb izin istiyor” dedim. “Ona izin ver ve onu cennetle müjdele” buyurdu. Gelip: “Gir; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) seni cennetle müjdeledi” dedim. Girdi ve Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sol tarafında onunla birlikte bileziğin üzerine oturdu, ayaklarını kuyuya sarkıttı. Sonra dönüp oturdum ve “Allah falanca için hayır dilerse onu getirir” dedim. Bir insan gelip kapıyı oynattı. “Kim o?” dedim. “Osman b. Affân” dedi. “Biraz bekle” dedim. Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip ona haber verdim. “Ona izin ver ve onu, başına gelecek bir belayla birlikte cennetle müjdele” buyurdu. Ona gelip: “Gir; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) seni, başına gelecek bir belayla birlikte cennetle müjdeledi” dedim. Girdi, bileziğin dolmuş olduğunu gördü ve diğer taraftan onun karşısına oturdu.

Şerîk dedi ki: Saîd b. Müseyyeb şöyle dedi: “Ben bunu onların kabirleri (şeklinde) yorumladım.”

Sahîh-i Buhârî 3674, Kitap 62, Hadis 24

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِسْكِينٍ أَبُو الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ، أَنَّهُ تَوَضَّأَ فِي بَيْتِهِ ثُمَّ خَرَجَ، فَقُلْتُ لأَلْزَمَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَلأَكُونَنَّ مَعَهُ يَوْمِي هَذَا. قَالَ فَجَاءَ الْمَسْجِدَ، فَسَأَلَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا خَرَجَ وَوَجَّهَ هَا هُنَا، فَخَرَجْتُ عَلَى إِثْرِهِ أَسْأَلُ عَنْهُ، حَتَّى دَخَلَ بِئْرَ أَرِيسٍ، فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ، وَبَابُهَا مِنْ جَرِيدٍ حَتَّى قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَاجَتَهُ، فَتَوَضَّأَ فَقُمْتُ إِلَيْهِ، فَإِذَا هُوَ جَالِسٌ عَلَى بِئْرِ أَرِيسٍ، وَتَوَسَّطَ قُفَّهَا، وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ وَدَلاَّهُمَا فِي الْبِئْرِ، فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ ثُمَّ انْصَرَفْتُ، فَجَلَسْتُ عِنْدَ الْبَابِ، فَقُلْتُ لأَكُونَنَّ بَوَّابَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْيَوْمَ، فَجَاءَ أَبُو بَكْرٍ فَدَفَعَ الْبَابَ. فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ. فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ. ثُمَّ ذَهَبْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا أَبُو بَكْرٍ يَسْتَأْذِنُ. فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". فَأَقْبَلْتُ حَتَّى قُلْتُ لأَبِي بَكْرٍ ادْخُلْ، وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُبَشِّرُكَ بِالْجَنَّةِ. فَدَخَلَ أَبُو بَكْرٍ فَجَلَسَ عَنْ يَمِينِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَهُ فِي الْقُفِّ، وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ، كَمَا صَنَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، وَكَشَفَ عَنْ سَاقَيْهِ، ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ وَقَدْ تَرَكْتُ أَخِي يَتَوَضَّأُ وَيَلْحَقُنِي، فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ خَيْرًا ـ يُرِيدُ أَخَاهُ ـ يَأْتِ بِهِ. فَإِذَا إِنْسَانٌ يُحَرِّكُ الْبَابَ. فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ. فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ. ثُمَّ جِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ، فَقُلْتُ هَذَا عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَسْتَأْذِنُ. فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". فَجِئْتُ فَقُلْتُ ادْخُلْ وَبَشَّرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ. فَدَخَلَ، فَجَلَسَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْقُفِّ عَنْ يَسَارِهِ، وَدَلَّى رِجْلَيْهِ فِي الْبِئْرِ، ثُمَّ رَجَعْتُ فَجَلَسْتُ، فَقُلْتُ إِنْ يُرِدِ اللَّهُ بِفُلاَنٍ خَيْرًا يَأْتِ بِهِ. فَجَاءَ إِنْسَانٌ يُحَرِّكُ الْبَابَ، فَقُلْتُ مَنْ هَذَا فَقَالَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ. فَقُلْتُ عَلَى رِسْلِكَ. فَجِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ. فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ عَلَى بَلْوَى تُصِيبُهُ " فَجِئْتُهُ فَقُلْتُ لَهُ ادْخُلْ وَبَشَّرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْجَنَّةِ عَلَى بَلْوَى تُصِيبُكَ. فَدَخَلَ فَوَجَدَ الْقُفَّ قَدْ مُلِئَ، فَجَلَسَ وُجَاهَهُ مِنَ الشِّقِّ الآخَرِ . قَالَ شَرِيكٌ قَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ فَأَوَّلْتُهَا قُبُورَهُمْ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3674 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü