Alkame şöyle rivayet etti:
Şam'a geldim ve iki rekât namaz kıldım, sonra: “Allah'ım! Bana salih bir meclis arkadaşı nasip et” dedim. Bir topluluğa gelip yanlarına oturdum. Bir de baktım ki yaşlı bir adam gelip yanıma oturdu. “Bu kim?” dedim. “Ebu'd-Derdâ” dediler. (Ona): “Allah'a, bana salih bir meclis arkadaşı nasip etmesi için dua ettim; o da seni bana nasip etti” dedim. “Sen kimlerdensin?” dedi. “Kûfe halkındanım” dedim. Şöyle dedi: “Sizin aranızda ayakkabıların, yastığın ve abdest kabının sahibi İbn Ümmü Abd yok mu? Allah'ın, Peygamberi'nin (sallallahu aleyhi ve sellem) diliyle şeytandan koruduğu kimse de sizin aranızda değil mi? Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem), kendisinden başka hiç kimsenin bilmediği sırrının sahibi de aranızda değil mi?” Sonra: “Abdullah, 'Ve'l-leyli izâ yağşâ'yı nasıl okuyor?” dedi. Ben de ona “Ve'l-leyli izâ yağşâ, ve'n-nehâri izâ tecellâ, ve'z-zekeri ve'l-ünsâ (Bürüdüğü zaman geceye, açıldığı zaman gündüze, erkeğe ve dişiye andolsun)” (Leyl 92/1-3) diye okudum. Şöyle dedi: “Vallahi bunu bana Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi ağzından benim ağzıma okuttu.”
Sahîh-i Buhârî 3742, Kitap 62, Hadis 87