Ebû Talha: Anam babam sana feda olsun, benim göğsüm senin göğsüne siper olsun, dedi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3811, Kitap 63, Hadis 36
Türkçe meal

Enes (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Uhud günü insanlar bozguna uğrayıp Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanından dağıldılar. Ebû Talha ise Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) önünde, deri kalkanıyla onu siper ediyordu. Ebû Talha yayı sert çeken usta bir okçuydu; o gün iki ya da üç yay kırdı. Yanında içi ok dolu bir sadakla geçen adama (Peygamber): “Onu Ebû Talha'ya saç” derdi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) düşmana bakmak için başını yükselttikçe Ebû Talha: “Ey Allah'ın Peygamberi! Anam babam sana feda olsun! Başını kaldırma, düşmanın oklarından biri sana isabet eder. Benim göğsüm senin göğsüne siper olsun” derdi. Âişe bint Ebû Bekir ile Ümmü Süleym'i eteklerini toplamış olarak gördüm; ayaklarındaki halhalları görüyordum. Su tulumlarını sırtlarında taşıyarak koşuyorlar, (suyu) insanların ağızlarına boşaltıyorlar, sonra dönüp (tulumları) dolduruyorlar, sonra gelip yine insanların ağızlarına boşaltıyorlardı. Ebû Talha'nın elinden kılıç ya iki ya da üç defa düştü.

Sahîh-i Buhârî 3811, Kitap 63, Hadis 36

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ أُحُدٍ انْهَزَمَ النَّاسُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو طَلْحَةَ بَيْنَ يَدَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُجَوِّبٌ بِهِ عَلَيْهِ بِحَجَفَةٍ لَهُ، وَكَانَ أَبُو طَلْحَةَ رَجُلاً رَامِيًا شَدِيدَ الْقِدِّ، يَكْسِرُ يَوْمَئِذٍ قَوْسَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا، وَكَانَ الرَّجُلُ يَمُرُّ مَعَهُ الْجَعْبَةُ مِنَ النَّبْلِ فَيَقُولُ انْشُرْهَا لأَبِي طَلْحَةَ. فَأَشْرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ إِلَى الْقَوْمِ، فَيَقُولُ أَبُو طَلْحَةَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي، لاَ تُشْرِفْ يُصِيبُكَ سَهْمٌ مِنْ سِهَامِ الْقَوْمِ، نَحْرِي دُونَ نَحْرِكَ. وَلَقَدْ رَأَيْتُ عَائِشَةَ بِنْتَ أَبِي بَكْرٍ وَأُمَّ سُلَيْمٍ وَإِنَّهُمَا لَمُشَمِّرَتَانِ، أَرَى خَدَمَ سُوقِهِمَا، تُنْقِزَانِ الْقِرَبَ عَلَى مُتُونِهِمَا، تُفْرِغَانِهِ فِي أَفْوَاهِ الْقَوْمِ، ثُمَّ تَرْجِعَانِ فَتَمْلآنِهَا، ثُمَّ تَجِيآنِ فَتُفْرِغَانِهِ فِي أَفْوَاهِ الْقَوْمِ، وَلَقَدْ وَقَعَ السَّيْفُ مِنْ يَدَىْ أَبِي طَلْحَةَ إِمَّا مَرَّتَيْنِ، وَإِمَّا ثَلاَثًا.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3811 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü