Hicrette Peygamber ile Ebû Bekir'e eşlik eden Âmir b. Füheyre Bi'r-i Maûne günü öldürüldü

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4093, Kitap 64, Hadis 137
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Ebû Bekir, eziyet kendisine ağırlaşınca Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) (Mekke'den) çıkmak için izin istedi. (Peygamber) ona: “Kal” dedi. “Ey Allah'ın Resûlü! Sana izin verileceğini mi umuyorsun?” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ben bunu umuyorum” diyordu. (Âişe) dedi ki: Ebû Bekir onu bekledi. Bir gün öğle vakti Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona geldi, seslendi ve: “Yanındakileri çıkar” dedi. Ebû Bekir: “Onlar sadece benim iki kızım” dedi. “Bana çıkış izni verildiğini biliyor musun?” dedi. “Ey Allah'ın Resûlü, arkadaşlık (isterim)” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Arkadaşlık (olsun)” dedi. “Ey Allah'ın Resûlü! Yanımda çıkış için hazırladığım iki dişi deve var” dedi. Birini -ki o Ced'â idi- Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) verdi. Bindiler ve yola çıktılar; nihayet Sevr'de olan mağaraya varıp orada gizlendiler. Âmir b. Füheyre, Âişe'nin anne bir kardeşi Abdullah b. Tufeyl b. Sahbere'nin kölesiydi. Ebû Bekir'in sütünden yararlanmak üzere verilmiş bir devesi vardı. (Âmir) onu akşamleyin götürür, sabahleyin onların yanına gelirdi; seher karanlığında onlara gider, sonra (deveyi) otlağa salardı; çobanlardan hiçbiri onu fark etmezdi. (Peygamber) çıkınca o da onlarla birlikte çıktı; Medine'ye varıncaya kadar onu sırayla terkilerine alıyorlardı. Âmir b. Füheyre Bi'r-i Maûne günü öldürüldü.

Ebû Üsâme'den (gelen rivayette) Hişâm b. Urve dedi ki: Babam bana şunu haber verdi: Bi'r-i Maûne'dekiler öldürülüp Amr b. Ümeyye ed-Damrî esir alınınca Âmir b. Tufeyl bir ölüyü işaret ederek ona: “Bu kim?” dedi. Amr b. Ümeyye ona: “Bu, Âmir b. Füheyre'dir” dedi. (Âmir b. Tufeyl): “Andolsun ki öldürüldükten sonra onun göğe kaldırıldığını gördüm; öyle ki gökyüzünü onunla yer arasında görüyordum. Sonra (yere) konuldu” dedi. Onların haberi Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) ulaştı; ölümlerini haber verdi ve şöyle buyurdu: “Arkadaşlarınız musibete uğradılar. Onlar Rablerinden istediler ve: ‘Rabbimiz! Senden razı olduğumuzu ve senin de bizden razı olduğunu kardeşlerimize bizden haber ver’ dediler. O da onlara (kardeşlerine) bunları haber verdi.” O gün onların arasında Urve b. Esmâ b. Salt da öldürüldü; Urve (b. Zübeyr) onun adıyla adlandırıldı. Münzir b. Amr (da o gün öldürüldü); Münzir (b. Zübeyr) onun adıyla adlandırıldı.

Sahîh-i Buhârî 4093, Kitap 64, Hadis 137

Arapça metin
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتِ اسْتَأْذَنَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَبُو بَكْرٍ فِي الْخُرُوجِ حِينَ اشْتَدَّ عَلَيْهِ الأَذَى، فَقَالَ لَهُ " أَقِمْ ". فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَطْمَعُ أَنْ يُؤْذَنَ لَكَ، فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنِّي لأَرْجُو ذَلِكَ " قَالَتْ فَانْتَظَرَهُ أَبُو بَكْرٍ فَأَتَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ ظُهْرًا فَنَادَاهُ فَقَالَ " أَخْرِجْ مَنْ عِنْدَكَ ". فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ إِنَّمَا هُمَا ابْنَتَاىَ. فَقَالَ " أَشَعَرْتَ أَنَّهُ قَدْ أُذِنَ لِي فِي الْخُرُوجِ ". فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ الصُّحْبَةُ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " الصُّحْبَةُ ". قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ عِنْدِي نَاقَتَانِ قَدْ كُنْتُ أَعْدَدْتُهُمَا لِلْخُرُوجِ. فَأَعْطَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِحْدَاهُمَا وَهْىَ الْجَدْعَاءُ، فَرَكِبَا فَانْطَلَقَا حَتَّى أَتَيَا الْغَارَ، وَهْوَ بِثَوْرٍ، فَتَوَارَيَا فِيهِ، فَكَانَ عَامِرُ بْنُ فُهَيْرَةَ غُلاَمًا لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ الطُّفَيْلِ بْنِ سَخْبَرَةَ أَخُو عَائِشَةَ لأُمِّهَا، وَكَانَتْ لأَبِي بَكْرٍ مِنْحَةٌ، فَكَانَ يَرُوحُ بِهَا وَيَغْدُو عَلَيْهِمْ، وَيُصْبِحُ فَيَدَّلِجُ إِلَيْهِمَا ثُمَّ يَسْرَحُ، فَلاَ يَفْطُنُ بِهِ أَحَدٌ مِنَ الرِّعَاءِ، فَلَمَّا خَرَجَ خَرَجَ مَعَهُمَا يُعْقِبَانِهِ حَتَّى قَدِمَا الْمَدِينَةَ، فَقُتِلَ عَامِرُ بْنُ فُهَيْرَةَ يَوْمَ بِئْرِ مَعُونَةَ . وَعَنْ أَبِي أُسَامَةَ قَالَ قَالَ هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ فَأَخْبَرَنِي أَبِي قَالَ لَمَّا قُتِلَ الَّذِينَ بِبِئْرِ مَعُونَةَ وَأُسِرَ عَمْرُو بْنُ أُمَيَّةَ الضَّمْرِيُّ قَالَ لَهُ عَامِرُ بْنُ الطُّفَيْلِ مَنْ هَذَا فَأَشَارَ إِلَى قَتِيلٍ، فَقَالَ لَهُ عَمْرُو بْنُ أُمَيَّةَ هَذَا عَامِرُ بْنُ فُهَيْرَةَ. فَقَالَ لَقَدْ رَأَيْتُهُ بَعْدَ مَا قُتِلَ رُفِعَ إِلَى السَّمَاءِ حَتَّى إِنِّي لأَنْظُرُ إِلَى السَّمَاءِ بَيْنَهُ وَبَيْنَ الأَرْضِ، ثُمَّ وُضِعَ. فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَبَرُهُمْ فَنَعَاهُمْ فَقَالَ " إِنَّ أَصْحَابَكُمْ قَدْ أُصِيبُوا، وَإِنَّهُمْ قَدْ سَأَلُوا رَبَّهُمْ، فَقَالُوا رَبَّنَا أَخْبِرْ عَنَّا إِخْوَانَنَا بِمَا رَضِينَا عَنْكَ وَرَضِيتَ عَنَّا. فَأَخْبَرَهُمْ عَنْهُمْ ". وَأُصِيبَ يَوْمَئِذٍ فِيهِمْ عُرْوَةُ بْنُ أَسْمَاءَ بْنِ الصَّلْتِ، فَسُمِّيَ عُرْوَةُ بِهِ، وَمُنْذِرُ بْنُ عَمْرٍو سُمِّيَ بِهِ مُنْذِرًا.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4093 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü