Âişe'nin annesi Ümmü Rûmân (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:
Ben ve Âişe otururken Ensâr'dan bir kadın içeri girdi ve: “Allah filanı şöyle şöyle etsin!” dedi. Ümmü Rûmân: “Bu da ne?” dedi. Kadın: “Oğlum o sözü konuşanların arasında” dedi. “O söz nedir?” dedi. “Şöyle şöyle” dedi. Âişe: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) duydu mu?” dedi. “Evet” dedi. “Ebû Bekir de mi?” dedi. “Evet” dedi. Bunun üzerine Âişe bayılarak yere düştü. Ancak titreten bir sıtma ateşi içinde kendine geldi. Ben de elbiselerini üzerine atıp onu örttüm.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: “Bunun nesi var?” dedi. “Ey Allah'ın Resûlü! Onu titreten bir ateş tuttu” dedim. “Belki konuşulan söz yüzündendir” dedi. “Evet” dedim. Âişe doğrulup oturdu ve şöyle dedi: “Allah'a yemin ederim ki yemin etsem bana inanmazsınız; (bir şey) söylesem beni mazur görmezsiniz. Benim ve sizin durumunuz Ya'kûb ve oğullarının durumu gibidir: 'Anlattıklarınıza karşı yardımı istenecek olan Allah'tır' (Yûsuf 12/18).”
(Ümmü Rûmân) dedi ki: (Peygamber) bir şey söylemeden ayrıldı. Allah da onun suçsuzluğunu indirdi. Bunun üzerine Âişe: “Allah'a hamd ile; ne bir kimseye hamd ile ne de sana hamd ile!” dedi.
Sahîh-i Buhârî 4143, Kitap 64, Hadis 187
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مَسْرُوقُ بْنُ الأَجْدَعِ، قَالَ حَدَّثَتْنِي أُمُّ رُومَانَ ـ وَهْىَ أُمُّ عَائِشَةَ رضى الله عنها ـ قَالَتْ بَيْنَا أَنَا قَاعِدَةٌ أَنَا وَعَائِشَةُ إِذْ وَلَجَتِ امْرَأَةٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَتْ فَعَلَ اللَّهُ بِفُلاَنٍ وَفَعَلَ. فَقَالَتْ أُمُّ رُومَانَ وَمَا ذَاكَ قَالَتْ ابْنِي فِيمَنْ حَدَّثَ الْحَدِيثَ. قَالَتْ وَمَا ذَاكَ قَالَتْ كَذَا وَكَذَا. قَالَتْ عَائِشَةُ سَمِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ نَعَمْ. قَالَتْ وَأَبُو بَكْرٍ قَالَتْ نَعَمْ. فَخَرَّتْ مَغْشِيًّا عَلَيْهَا، فَمَا أَفَاقَتْ إِلاَّ وَعَلَيْهَا حُمَّى بِنَافِضٍ، فَطَرَحْتُ عَلَيْهَا ثِيَابَهَا فَغَطَّيْتُهَا. فَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَا شَأْنُ هَذِهِ ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَخَذَتْهَا الْحُمَّى بِنَافِضٍ. قَالَ " فَلَعَلَّ فِي حَدِيثٍ تُحُدِّثَ بِهِ ". قَالَتْ نَعَمْ. فَقَعَدَتْ عَائِشَةُ فَقَالَتْ وَاللَّهِ لَئِنْ حَلَفْتُ لاَ تُصَدِّقُونِي، وَلَئِنْ قُلْتُ لاَ تَعْذِرُونِي، مَثَلِي وَمَثَلُكُمْ كَيَعْقُوبَ وَبَنِيهِ، وَاللَّهُ الْمُسْتَعَانُ عَلَى مَا تَصِفُونَ، قَالَتْ وَانْصَرَفَ وَلَمْ يَقُلْ شَيْئًا، فَأَنْزَلَ اللَّهُ عُذْرَهَا ـ قَالَتْ ـ بِحَمْدِ اللَّهِ لاَ بِحَمْدِ أَحَدٍ وَلاَ بِحَمْدِكَ.