Allah'ın senin vasıtanla tek bir adamı hidayete erdirmesi senin için kırmızı develerden hayırlıdır

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4210, Kitap 64, Hadis 250
Türkçe meal

Sehl b. Sa'd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Hayber günü: “Bu sancağı yarın, Allah'ın eliyle fetih nasip edeceği, Allah'ı ve Resûlü'nü seven, Allah'ın ve Resûlü'nün de kendisini sevdiği bir adama mutlaka vereceğim” buyurdu. İnsanlar o gece, (sancağın) hangisine verileceğini konuşarak geceyi geçirdiler. Sabah olunca insanlar Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına erkenden gittiler; her biri ona verilmesini umuyordu. “Ali b. Ebû Tâlib nerede?” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! O gözlerinden rahatsız” denildi. “Ona haber gönderin” buyurdu. Getirildi; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun gözlerine tükürdü ve ona dua etti; hiç ağrısı yokmuş gibi iyileşti. Sancağı ona verdi. Ali: “Ey Allah'ın Resûlü! Onlar bizim gibi oluncaya kadar onlarla savaşayım mı?” dedi. “Ağır ağır yürü; onların sahasına inince onları İslâm'a davet et ve bu konuda Allah'ın hakkından üzerlerine düşeni onlara bildir. Vallahi Allah'ın senin vasıtanla tek bir adamı hidayete erdirmesi, senin için kırmızı develere sahip olmandan daha hayırlıdır” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 4210, Kitap 64, Hadis 250

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَوْمَ خَيْبَرَ " لأُعْطِيَنَّ هَذِهِ الرَّايَةَ غَدًا رَجُلاً، يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَى يَدَيْهِ، يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ، وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ ". قَالَ فَبَاتَ النَّاسُ يَدُوكُونَ لَيْلَتَهُمْ أَيُّهُمْ يُعْطَاهَا فَلَمَّا أَصْبَحَ النَّاسُ غَدَوْا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، كُلُّهُمْ يَرْجُو أَنْ يُعْطَاهَا فَقَالَ " أَيْنَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ ". فَقِيلَ هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَشْتَكِي عَيْنَيْهِ. قَالَ " فَأَرْسِلُوا إِلَيْهِ ". فَأُتِيَ بِهِ فَبَصَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي عَيْنَيْهِ، وَدَعَا لَهُ، فَبَرَأَ حَتَّى كَأَنْ لَمْ يَكُنْ بِهِ وَجَعٌ، فَأَعْطَاهُ الرَّايَةَ، فَقَالَ عَلِيٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُقَاتِلُهُمْ حَتَّى يَكُونُوا مِثْلَنَا، فَقَالَ " انْفُذْ عَلَى رِسْلِكَ حَتَّى تَنْزِلَ بِسَاحَتِهِمْ، ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى الإِسْلاَمِ، وَأَخْبِرْهُمْ بِمَا يَجِبُ عَلَيْهِمْ مِنْ حَقِّ اللَّهِ فِيهِ، فَوَاللَّهِ لأَنْ يَهْدِيَ اللَّهُ بِكَ رَجُلاً وَاحِدًا خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَنْ يَكُونَ لَكَ حُمْرُ النَّعَمِ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4210 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü