Ebû Bekir: Allah ve Resûlü için savaşan, Allah'ın aslanlarından bir aslanı bırakıp selebi başkasına vermez.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4322, Kitap 64, Hadis 352
Türkçe meal

Ebû Katâde (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Huneyn günü olunca Müslümanlardan bir adamın müşriklerden bir adamla savaştığına, müşriklerden bir başkasının da onu öldürmek için arkasından sinsice yaklaştığına baktım. Sinsice yaklaşana doğru koştum. Bana vurmak için elini kaldırdı; ben de eline vurup onu kestim. Sonra beni yakaladı ve (ölmekten) korkacağım kadar şiddetle sıktı. Sonra bıraktı ve gevşedi; onu ittim, sonra öldürdüm. Müslümanlar bozguna uğradı, ben de onlarla birlikte bozguna uğradım. Bir de baktım ki Ömer b. Hattâb insanların içinde. Ona: “İnsanların durumu ne?” dedim. “Allah'ın emri” dedi. Sonra insanlar Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) geri döndüler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Kim öldürdüğü bir (düşman) hakkında delil getirirse onun selebi kendisinindir” buyurdu. Öldürdüğüm (adam) hakkında delil aramak için kalktım; bana şahitlik edecek kimseyi görmedim ve oturdum. Sonra aklıma geldi ve durumunu Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) anlattım. Meclisindekilerden bir adam: “Bahsettiği bu öldürülenin silahı bendedir; onu bundan (yana) razı et” dedi. Ebû Bekir: “Asla! (Resûlullah) onu Kureyş'ten zavallı bir kuşcağıza verip de Allah ve Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) için savaşan, Allah'ın aslanlarından bir aslanı bırakmaz” dedi. (Ebû Katâde) dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kalkıp onu bana verdi. Onunla bir hurma bahçesi satın aldım; o, İslâm'da edindiğim ilk mal oldu.

Sahîh-i Buhârî 4322, Kitap 64, Hadis 352

Arapça metin
وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ كَثِيرِ بْنِ أَفْلَحَ، عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ، مَوْلَى أَبِي قَتَادَةَ أَنَّ أَبَا قَتَادَةَ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ حُنَيْنٍ نَظَرْتُ إِلَى رَجُلٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ يُقَاتِلُ رَجُلاً مِنَ الْمُشْرِكِينَ، وَآخَرُ مِنَ الْمُشْرِكِينَ يَخْتِلُهُ مِنْ وَرَائِهِ لِيَقْتُلَهُ، فَأَسْرَعْتُ إِلَى الَّذِي يَخْتِلُهُ فَرَفَعَ يَدَهُ لِيَضْرِبَنِي، وَأَضْرِبُ يَدَهُ، فَقَطَعْتُهَا، ثُمَّ أَخَذَنِي، فَضَمَّنِي ضَمًّا شَدِيدًا حَتَّى تَخَوَّفْتُ، ثُمَّ تَرَكَ فَتَحَلَّلَ، وَدَفَعْتُهُ ثُمَّ قَتَلْتُهُ، وَانْهَزَمَ الْمُسْلِمُونَ، وَانْهَزَمْتُ مَعَهُمْ، فَإِذَا بِعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فِي النَّاسِ، فَقُلْتُ لَهُ مَا شَأْنُ النَّاسِ قَالَ أَمْرُ اللَّهِ، ثُمَّ تَرَاجَعَ النَّاسُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَقَامَ بَيِّنَةً عَلَى قَتِيلٍ قَتَلَهُ فَلَهُ سَلَبُهُ " . فَقُمْتُ لأَلْتَمِسَ بَيِّنَةً عَلَى قَتِيلِي، فَلَمْ أَرَ أَحَدًا يَشْهَدُ لِي فَجَلَسْتُ، ثُمَّ بَدَا لِي، فَذَكَرْتُ أَمْرَهُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ جُلَسَائِهِ سِلاَحُ هَذَا الْقَتِيلِ الَّذِي يَذْكُرُ عِنْدِي فَأَرْضِهِ مِنْهُ. فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ كَلاَّ لاَ يُعْطِهِ أُصَيْبِغَ مِنْ قُرَيْشٍ، وَيَدَعَ أَسَدًا مِنْ أُسْدِ اللَّهِ يُقَاتِلُ عَنِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَدَّاهُ إِلَىَّ، فَاشْتَرَيْتُ مِنْهُ خِرَافًا فَكَانَ أَوَّلَ مَالٍ تَأَثَّلْتُهُ فِي الإِسْلاَمِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4322 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü