Bir emir öldüğünde başka birini emir edindiğiniz sürece hayırdasınız; kılıçla olursa onlar krallar olur.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4359, Kitap 64, Hadis 385
Türkçe meal

Cerîr (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Deniz kıyısında idim. Yemen ahalisinden iki adamla, Zû Kelâ' ve Zû Amr ile karşılaştım. Onlara Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hakkında anlatmaya başladım. Zû Amr ona: “Arkadaşının durumu hakkında anlattığın doğruysa, o üç gündür ecelini bulmuş (vefat etmiş) bulunuyor” dedi. İkisi benimle birlikte yola koyuldular. Yolun bir kısmında iken Medine tarafından bir kafile bize göründü. Onlara sorduk; şöyle dediler: “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ruhu kabzedildi, yerine Ebû Bekir halife oldu; insanlar da iyi durumdadır.” (İkisi): “Arkadaşına bizim geldiğimizi haber ver; inşallah belki yine geliriz” dediler ve Yemen'e döndüler. Ebû Bekir'e onların sözünü haber verdim. “Onları getirseydin ya!” dedi. Daha sonra Zû Amr bana şöyle dedi: “Ey Cerîr! Senin üzerimde bir ikram (hakkın) var. Sana bir haber vereyim: Siz ey Araplar topluluğu! Bir emir öldüğünde (aranızda istişare ederek) başka birini emir edindiğiniz sürece hayır üzere olmaya devam edeceksiniz. (Emirlik) kılıçla olduğunda ise onlar krallar olurlar; kralların öfkelendiği gibi öfkelenir, kralların hoşnut olduğu gibi hoşnut olurlar.”

Sahîh-i Buhârî 4359, Kitap 64, Hadis 385

Arapça metin
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ الْعَبْسِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ كُنْتُ بِالْبَحْرِ فَلَقِيتُ رَجُلَيْنِ مِنْ أَهْلِ الْيَمَنِ ذَا كَلاَعٍ وَذَا عَمْرٍو، فَجَعَلْتُ أُحَدِّثُهُمْ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ ذُو عَمْرٍو لَئِنْ كَانَ الَّذِي تَذْكُرُ مِنْ أَمْرِ صَاحِبِكَ، لَقَدْ مَرَّ عَلَى أَجَلِهِ مُنْذُ ثَلاَثٍ. وَأَقْبَلاَ مَعِي حَتَّى إِذَا كُنَّا فِي بَعْضِ الطَّرِيقِ رُفِعَ لَنَا رَكْبٌ مِنْ قِبَلِ الْمَدِينَةِ فَسَأَلْنَاهُمْ فَقَالُوا قُبِضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاسْتُخْلِفَ أَبُو بَكْرٍ وَالنَّاسُ صَالِحُونَ. فَقَالاَ أَخْبِرْ صَاحِبَكَ أَنَّا قَدْ جِئْنَا وَلَعَلَّنَا سَنَعُودُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ، وَرَجَعَا إِلَى الْيَمَنِ فَأَخْبَرْتُ أَبَا بَكْرٍ بِحَدِيثِهِمْ قَالَ أَفَلاَ جِئْتَ بِهِمْ. فَلَمَّا كَانَ بَعْدُ قَالَ لِي ذُو عَمْرٍو يَا جَرِيرُ إِنَّ بِكَ عَلَىَّ كَرَامَةً، وَإِنِّي مُخْبِرُكَ خَبَرًا، إِنَّكُمْ مَعْشَرَ الْعَرَبِ لَنْ تَزَالُوا بِخَيْرٍ مَا كُنْتُمْ إِذَا هَلَكَ أَمِيرٌ تَأَمَّرْتُمْ فِي آخَرَ، فَإِذَا كَانَتْ بِالسَّيْفِ كَانُوا مُلُوكًا يَغْضَبُونَ غَضَبَ الْمُلُوكِ وَيَرْضَوْنَ رِضَا الْمُلُوكِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4359 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü