Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:
Arap kabilelerinden birine ait siyahî bir câriye vardı. Onu azat ettiler; onlarla birlikte kalıyordu. (Câriye) dedi ki: Onların küçük bir kızı, üzerinde deri şeritlerden kırmızı bir kuşakla dışarı çıktı. Kuşağı (bir yere) koydu —yahut düştü—. O yerde dururken bir çaylak yanından geçti, onu et sandı ve kaptı. Aradılar, bulamadılar ve beni bununla itham ettiler. Beni aramaya başladılar; öyle ki avret yerini bile aradılar. Vallahi ben onlarla birlikte dururken çaylak geçip onu attı; aralarına düştü. “İşte beni itham ettiğiniz şey! Ben ondan beriydim; işte o” dedim.
(Âişe) dedi ki: Câriye Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip Müslüman oldu. Mescitte bir çadırı —yahut küçük bir kulübesi— vardı. Bana gelip yanımda konuşurdu. Yanımda ne zaman otursa mutlaka şöyle derdi: “Kuşak günü Rabbimizin harikalarındandır; dikkat edin, O beni küfür beldesinden kurtardı.” Âişe dedi ki: Ona: “Neyin var? Yanımda ne zaman otursan hep bunu söylüyorsun” dedim. Bunun üzerine bana bu olayı anlattı.
Sahîh-i Buhârî 439, Kitap 8, Hadis 88