Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Bir yolculuğumuzda idik, (bir yerde) konakladık. Bir cariye gelip: “Kabilenin reisi (akrep) sokmuş (biridir); adamlarımız da burada yok. İçinizde rukye yapan var mı?” dedi. İçimizden, rukye yaptığını bilmediğimiz bir adam onunla birlikte kalktı ve ona rukye yaptı; (reis) iyileşti. (Reis) ona otuz koyun verilmesini emretti, bize de süt içirdi. (Adam) dönünce ona: “Sen iyi rukye yapmayı bilir miydin?” -ya da: “Rukye yapar mıydın?”- dedik. “Hayır, ancak Ümmü'l-Kitâb ile rukye yaptım” dedi. “Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelinceye -ya da ona soruncaya- kadar hiçbir şey yapmayın” dedik. Medine'ye varınca bunu Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) anlattık. Şöyle buyurdu: “Onun bir rukye olduğunu ona ne bildirdi? (Koyunları) paylaşın, bana da bir pay ayırın.”
Ebû Ma'mer dedi ki: Abdülvâris, Hişâm, Muhammed b. Sîrîn ve Ma'bed b. Sîrîn vasıtasıyla Ebû Saîd el-Hudrî'den bunu (aynı şekilde) rivayet etti.
Sahîh-i Buhârî 5007, Kitap 66, Hadis 29