Git, yanındaki Kur'an karşılığında onu sana nikâhladım.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5030, Kitap 66, Hadis 52
Türkçe meal

Sehl b. Sa'd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Bir kadın Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Kendimi sana hibe etmeye geldim” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona baktı; bakışını onun üzerinde yukarı kaldırıp indirdi, sonra başını eğdi. Kadın, onun kendisi hakkında bir karar vermediğini görünce oturdu. Bunun üzerine ashâbından bir adam kalkıp: “Ey Allah'ın Resûlü! Senin ona ihtiyacın yoksa onu bana nikâhla” dedi. “Yanında (mehir olarak verecek) bir şey var mı?” buyurdu. Adam: “Hayır, vallahi yok ey Allah'ın Resûlü” dedi. “Ailene git, bak bakalım bir şey bulabilecek misin?” buyurdu. Adam gitti, sonra dönüp: “Hayır, vallahi ey Allah'ın Resûlü, bir şey bulamadım” dedi. “Bak, demirden bir yüzük de olsa” buyurdu. Adam gitti, sonra dönüp: “Hayır, vallahi ey Allah'ın Resûlü, demirden bir yüzük de (bulamadım); fakat işte şu izarım var -Sehl dedi ki: Onun ridâsı yoktu- yarısı onun olsun” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “İzarını ne yapacaksın? Sen giyersen onun üzerinde ondan bir şey olmaz; o giyerse senin üzerinde bir şey olmaz” buyurdu. Adam oturdu; oturuşu uzayınca kalktı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu dönüp giderken gördü ve çağrılmasını emretti; o da çağrıldı. Gelince: “Kur'an'dan yanında ne var?” buyurdu. Adam: “Yanımda şu sûre, şu sûre ve şu sûre var” deyip onları saydı. “Onları ezberden okuyabiliyor musun?” buyurdu. “Evet” dedi. “Git, yanındaki Kur'an karşılığında onu sana nikâhladım” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 5030, Kitap 66, Hadis 52

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ امْرَأَةً، جَاءَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُ لأَهَبَ لَكَ نَفْسِي فَنَظَرَ إِلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَعَّدَ النَّظَرَ إِلَيْهَا وَصَوَّبَهُ ثُمَّ طَأْطَأَ رَأْسَهُ، فَلَمَّا رَأَتِ الْمَرْأَةُ أَنَّهُ لَمْ يَقْضِ فِيهَا شَيْئًا جَلَسَتْ، فَقَامَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ لَمْ يَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ فَزَوِّجْنِيهَا. فَقَالَ " هَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَىْءٍ ". فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " اذْهَبْ إِلَى أَهْلِكَ فَانْظُرْ هَلْ تَجِدُ شَيْئًا ". فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا وَجَدْتُ شَيْئًا. قَالَ " انْظُرْ وَلَوْ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ ". فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلاَ خَاتَمًا مِنْ حَدِيدٍ وَلَكِنْ هَذَا إِزَارِي ـ قَالَ سَهْلٌ مَا لَهُ رِدَاءٌ ـ فَلَهَا نِصْفُهُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا تَصْنَعُ بِإِزَارِكَ إِنْ لَبِسْتَهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْهَا مِنْهُ شَىْءٌ وَإِنْ لَبِسَتْهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْكَ شَىْءٌ ". فَجَلَسَ الرَّجُلُ حَتَّى طَالَ مَجْلِسُهُ ثُمَّ قَامَ فَرَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُوَلِّيًا فَأَمَرَ بِهِ فَدُعِيَ فَلَمَّا جَاءَ قَالَ " مَاذَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ". قَالَ مَعِي سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا عَدَّهَا قَالَ " أَتَقْرَؤُهُنَّ عَنْ ظَهْرِ قَلْبِكَ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " اذْهَبْ فَقَدْ مَلَّكْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5030 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü