Peygamber, eşeğine binip Üsâme'yi terkisine alarak Bedir'den önce Sa'd b. Ubâde'yi ziyarete gitti.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5663, Kitap 75, Hadis 23
Türkçe meal

Üsâme b. Zeyd (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), üzerinde Fedek işi kadife bir örtü bulunan semerli bir eşeğe bindi, Üsâme'yi de arkasına bindirdi; Bedir vakasından önce Sa'd b. Ubâde'yi ziyarete gidiyordu. Yürüdü, nihayet içinde Abdullah b. Übey İbn Selûl'ün bulunduğu bir meclise uğradı. Bu, Abdullah (b. Übey) müslüman olmadan önceydi. Mecliste müslümanlardan, putlara tapan müşriklerden ve Yahudilerden karışık bir topluluk vardı. Mecliste Abdullah b. Revâha da bulunuyordu. Hayvanın kaldırdığı toz meclisi kaplayınca Abdullah b. Übey burnunu ridâsıyla örttü ve: “Üzerimize toz kaldırmayın” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) selam verdi, durdu ve (hayvandan) indi; onları Allah'a davet etti ve onlara Kur'an okudu. Abdullah b. Übey ona: “Ey adam! Söylediğin şey doğruysa ondan daha güzeli yoktur; fakat bizi meclisimizde onunla rahatsız etme. Konakladığın yere dön, sana kim gelirse ona anlat” dedi. İbn Revâha: “Hayır, ey Allah'ın Resûlü! Meclislerimizde onu bize getir; çünkü biz bunu seviyoruz” dedi. Bunun üzerine müslümanlar, müşrikler ve Yahudiler birbirlerine sövdüler; nihayet neredeyse birbirlerine saldıracaklardı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onları yatıştırmaya devam etti, nihayet sustular. Sonra Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hayvanına binip Sa'd b. Ubâde'nin yanına girdi ve ona: “Ey Sa'd! Ebû Hubâb'ın ne dediğini işitmedin mi?” buyurdu; Abdullah b. Übey'i kastediyordu. Sa'd: “Ey Allah'ın Resûlü! Onu affet ve bağışla. Allah sana vereceğini verdi. Bu beldenin halkı ona taç giydirip başına sarık sarmak (onu başkan yapmak) üzere ittifak etmişti. Allah bunu sana verdiği hak ile reddedince o, bundan dolayı (kıskançlıktan) boğazında düğümlendi. İşte gördüğün şeyi ona yaptıran budur” dedi.

Sahîh-i Buhârî 5663, Kitap 75, Hadis 23

Arapça metin
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَكِبَ عَلَى حِمَارٍ عَلَى إِكَافٍ عَلَى قَطِيفَةٍ فَدَكِيَّةٍ، وَأَرْدَفَ أُسَامَةَ وَرَاءَهُ يَعُودُ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ قَبْلَ وَقْعَةِ بَدْرٍ فَسَارَ حَتَّى مَرَّ بِمَجْلِسٍ فِيهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ ابْنُ سَلُولَ وَذَلِكَ قَبْلَ أَنْ يُسْلِمَ عَبْدُ اللَّهِ، وَفِي الْمَجْلِسِ أَخْلاَطٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُشْرِكِينَ عَبَدَةِ الأَوْثَانِ وَالْيَهُودِ، وَفِي الْمَجْلِسِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَوَاحَةَ، فَلَمَّا غَشِيَتِ الْمَجْلِسَ عَجَاجَةُ الدَّابَّةِ خَمَّرَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ أَنْفَهُ بِرِدَائِهِ، قَالَ لاَ تُغَيِّرُوا عَلَيْنَا فَسَلَّمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَوَقَفَ وَنَزَلَ فَدَعَاهُمْ إِلَى اللَّهِ فَقَرَأَ عَلَيْهِمُ الْقُرْآنَ، فَقَالَ لَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ يَا أَيُّهَا الْمَرْءُ إِنَّهُ لاَ أَحْسَنَ مِمَّا تَقُولُ إِنْ كَانَ حَقًّا، فَلاَ تُؤْذِنَا بِهِ فِي مَجْلِسِنَا، وَارْجِعْ إِلَى رَحْلِكَ فَمَنْ جَاءَكَ فَاقْصُصْ عَلَيْهِ. قَالَ ابْنُ رَوَاحَةَ بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ فَاغْشَنَا بِهِ فِي مَجَالِسِنَا فَإِنَّا نُحِبُّ ذَلِكَ فَاسْتَبَّ الْمُسْلِمُونَ وَالْمُشْرِكُونَ وَالْيَهُودُ حَتَّى كَادُوا يَتَثَاوَرُونَ فَلَمْ يَزَلِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى سَكَتُوا فَرَكِبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم دَابَّتَهُ حَتَّى دَخَلَ عَلَى سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فَقَالَ لَهُ " أَىْ سَعْدُ أَلَمْ تَسْمَعْ مَا قَالَ أَبُو حُبَابٍ ". يُرِيدُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ. قَالَ سَعْدٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ اعْفُ عَنْهُ وَاصْفَحْ فَلَقَدْ أَعْطَاكَ اللَّهُ مَا أَعْطَاكَ وَلَقَدِ اجْتَمَعَ أَهْلُ هَذِهِ الْبَحْرَةِ أَنْ يُتَوِّجُوهُ فَيُعَصِّبُوهُ فَلَمَّا رَدَّ ذَلِكَ بِالْحَقِّ الَّذِي أَعْطَاكَ شَرِقَ بِذَلِكَ، فَذَلِكَ الَّذِي فَعَلَ بِهِ مَا رَأَيْتَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5663 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü