Yahudiler zehirli koyun için: "Yalancıysan senden kurtulalım, peygambersen sana zarar vermez istedik" dediler.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5777, Kitap 76, Hadis 89
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Hayber fethedildiğinde Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) içinde zehir bulunan bir koyun hediye edildi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Burada bulunan Yahudileri bana toplayın” buyurdu. Onun için toplandılar. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara: “Size bir şey soracağım; bana onun hakkında doğruyu söyler misiniz?” buyurdu. “Evet ey Ebü'l-Kâsım” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara: “Babanız kimdir?” dedi. “Babamız falandır” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Yalan söylediniz; bilakis babanız falandır” buyurdu. “Doğru söyledin ve iyi ettin” dediler. “Size bir şey sorarsam onun hakkında bana doğruyu söyler misiniz?” buyurdu. “Evet ey Ebü'l-Kâsım. Sana yalan söylersek, babamız hakkında yalanımızı bildiğin gibi onu da bilirsin” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara: “Cehennem ehli kimlerdir?” dedi. “Orada az bir süre kalacağız, sonra bizim yerimize siz geçeceksiniz” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara: “Orada aşağılanmış olarak kalın! Vallahi orada asla sizin yerinize geçmeyeceğiz” buyurdu. Sonra onlara: “Size bir şey sorarsam onun hakkında bana doğruyu söyler misiniz?” dedi. “Evet” dediler. “Bu koyuna zehir koydunuz mu?” dedi. “Evet” dediler. “Sizi buna ne sevk etti?” dedi. “İstedik ki eğer yalancıysan senden kurtulalım; eğer peygambersen (zehir) sana zarar vermez” dediler.

Sahîh-i Buhârî 5777, Kitap 76, Hadis 89

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ قَالَ لَمَّا فُتِحَتْ خَيْبَرُ أُهْدِيَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَاةٌ فِيهَا سَمٌّ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اجْمَعُوا لِي مَنْ كَانَ هَا هُنَا مِنَ الْيَهُودِ ". فَجُمِعُوا لَهُ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي سَائِلُكُمْ عَنْ شَىْءٍ فَهَلْ أَنْتُمْ صَادِقِيَّ عَنْهُ ". فَقَالُوا نَعَمْ يَا أَبَا الْقَاسِمِ. فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَبُوكُمْ ". قَالُوا أَبُونَا فُلاَنٌ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَذَبْتُمْ بَلْ أَبُوكُمْ فُلاَنٌ ". فَقَالُوا صَدَقْتَ وَبَرِرْتَ. فَقَالَ " هَلْ أَنْتُمْ صَادِقِيَّ عَنْ شَىْءٍ إِنْ سَأَلْتُكُمْ عَنْهُ ". فَقَالُوا نَعَمْ يَا أَبَا الْقَاسِمِ، وَإِنْ كَذَبْنَاكَ عَرَفْتَ كَذِبَنَا كَمَا عَرَفْتَهُ فِي أَبِينَا. قَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَهْلُ النَّارِ ". فَقَالُوا نَكُونُ فِيهَا يَسِيرًا، ثُمَّ تَخْلُفُونَنَا فِيهَا. فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اخْسَئُوا فِيهَا، وَاللَّهِ لاَ نَخْلُفُكُمْ فِيهَا أَبَدًا ". ثُمَّ قَالَ لَهُمْ " فَهَلْ أَنْتُمْ صَادِقِيَّ عَنْ شَىْءٍ إِنْ سَأَلْتُكُمْ عَنْهُ ". قَالُوا نَعَمْ. فَقَالَ " هَلْ جَعَلْتُمْ فِي هَذِهِ الشَّاةِ سُمًّا ". فَقَالُوا نَعَمْ. فَقَالَ " مَا حَمَلَكُمْ عَلَى ذَلِكَ ". فَقَالُوا أَرَدْنَا إِنْ كُنْتَ كَذَّابًا نَسْتَرِيحُ مِنْكَ، وَإِنْ كُنْتَ نَبِيًّا لَمْ يَضُرَّكَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5777 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü