Âişe, Hafsa'nın Peygamber'e bal şerbeti içirmesi üzerine: "Vallahi ona mutlaka bir hile yapacağız" dedi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6972, Kitap 90, Hadis 19
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tatlıyı severdi, balı da severdi. İkindiyi kıldığında hanımlarını dolaşır, onlara yakınlaşırdı. (Bir gün) Hafsa'nın yanına girdi ve onun yanında kalmakta olduğundan daha fazla kaldı. Bunun sebebini sordum. Bana: “Kavminden bir kadın ona bir tulum bal hediye etti; o da Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) ondan bir şerbet içirdi” denildi. Ben: “Vallahi ona mutlaka bir hile yapacağız” dedim. Bunu Sevde'ye anlattım ve şöyle dedim: “Yanına girdiğinde sana yaklaşacaktır. Ona: ‘Ey Allah'ın Resûlü! Meğâfîr mi yedin?’ de. O: ‘Hayır’ diyecektir. Ona: ‘Bu koku nedir?’ de. -Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisinden bir koku duyulması çok ağır gelirdi.- O: ‘Hafsa bana bir şerbet bal içirdi’ diyecektir. Ona: ‘Arısı urfut özünü emmiş’ de. Ben de bunu söyleyeceğim. Ey Safiyye! Sen de bunu söyle.” (Peygamber) Sevde'nin yanına girince -(Âişe) dedi ki:- Sevde şöyle anlatır: “Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a yemin ederim ki, o daha kapıda iken senden korktuğum için bana söylediğin şeyi ona hemen söylemeye az kalmıştım. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yaklaşınca: ‘Ey Allah'ın Resûlü! Meğâfîr mi yedin?’ dedim. ‘Hayır’ buyurdu. ‘Peki bu koku nedir?’ dedim. ‘Hafsa bana bir şerbet bal içirdi’ buyurdu. ‘Arısı urfut özünü emmiş’ dedim.” Benim yanıma girince ona aynısını söyledim. Safiyye'nin yanına girdi, o da ona aynısını söyledi. Hafsa'nın yanına girince (Hafsa) ona: “Ey Allah'ın Resûlü! Sana ondan içirmeyeyim mi?” dedi. “Ona ihtiyacım yok” buyurdu. (Âişe) dedi ki: Sevde: “Sübhânallah! Andolsun onu (ondan) mahrum bıraktık” diyordu. Ben de ona: “Sus!” dedim.

Sahîh-i Buhârî 6972, Kitap 90, Hadis 19

Arapça metin
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ الْحَلْوَاءَ، وَيُحِبُّ الْعَسَلَ، وَكَانَ إِذَا صَلَّى الْعَصْرَ أَجَازَ عَلَى نِسَائِهِ فَيَدْنُو مِنْهُنَّ، فَدَخَلَ عَلَى حَفْصَةَ، فَاحْتَبَسَ عِنْدَهَا أَكْثَرَ مِمَّا كَانَ يَحْتَبِسُ، فَسَأَلْتُ عَنْ ذَلِكَ فَقِيلَ لِي أَهْدَتِ امْرَأَةٌ مِنْ قَوْمِهَا عُكَّةَ عَسَلٍ، فَسَقَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْهُ شَرْبَةً. فَقُلْتُ أَمَا وَاللَّهِ لَنَحْتَالَنَّ لَهُ. فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِسَوْدَةَ قُلْتُ إِذَا دَخَلَ عَلَيْكِ فَإِنَّهُ سَيَدْنُو مِنْكِ فَقُولِي لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَكَلْتَ مَغَافِيرَ فَإِنَّهُ سَيَقُولُ لاَ. فَقُولِي لَهُ مَا هَذِهِ الرِّيحُ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَشْتَدُّ عَلَيْهِ أَنْ تُوجَدُ مِنْهُ الرِّيحُ، فَإِنَّهُ سَيَقُولُ سَقَتْنِي حَفْصَةُ شَرْبَةَ عَسَلٍ. فَقُولِي لَهُ جَرَسَتْ نَحْلُهُ الْعُرْفُطَ. وَسَأَقُولُ ذَلِكَ، وَقُولِيهِ أَنْتِ يَا صَفِيَّةُ. فَلَمَّا دَخَلَ عَلَى سَوْدَةَ، قُلْتُ تَقُولُ سَوْدَةُ وَالَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ لَقَدْ كِدْتُ أَنْ أُبَادِرَهُ بِالَّذِي قُلْتِ لِي، وَإِنَّهُ لَعَلَى الْبَابِ فَرَقًا مِنْكِ، فَلَمَّا دَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَكَلْتَ مَغَافِيرَ قَالَ " لاَ ". قُلْتُ فَمَا هَذِهِ الرِّيحُ قَالَ " سَقَتْنِي حَفْصَةُ شَرْبَةَ عَسَلٍ ". قُلْتُ جَرَسَتْ نَحْلُهُ الْعُرْفُطَ. فَلَمَّا دَخَلَ عَلَىَّ قُلْتُ لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ. وَدَخَلَ عَلَى صَفِيَّةَ فَقَالَتْ لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ. فَلَمَّا دَخَلَ عَلَى حَفْصَةَ قَالَتْ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ أَسْقِيكَ مِنْهُ قَالَ " لاَ حَاجَةَ لِي بِهِ ". قَالَتْ تَقُولُ سَوْدَةُ سُبْحَانَ اللَّهِ لَقَدْ حَرَمْنَاهُ. قَالَتْ قُلْتُ لَهَا اسْكُتِي.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6972 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü