Peygamber: "Komşu, yakınlığı sebebiyle daha çok hak sahibidir" buyurdu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6980, Kitap 90, Hadis 27
Türkçe meal

Ebû Râfi' (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Komşu, yakınlığı sebebiyle daha çok hak sahibidir.”

Bazı kimseler şöyle dedi: Bir kimse bir evi yirmi bin dirheme satın alırsa, hile yapmasında bir sakınca yoktur: Evi yirmi bin dirheme satın alır, (satıcıya) dokuz bin dokuz yüz doksan dokuz dirhem peşin öder, yirmi binden geri kalan için de ona bir dinar peşin verir. Şefî' (evi) isterse onu yirmi bin dirheme alır; aksi hâlde ev üzerinde onun hiçbir hakkı yoktur. Eğer ev başkasının hakkı çıkarsa, alıcı satıcıya ödediği şeyle, yani dokuz bin dokuz yüz doksan dokuz dirhem ve bir dinarla ona rücû eder. Çünkü (evin) başkasının hakkı çıkmasıyla satış bozulunca dinardaki sarf (para değişimi) de bozulmuş olur. Eğer bu evde bir kusur bulursa ve (ev) başkasının hakkı çıkmamışsa, onu yirmi bin dirhem karşılığında satıcıya iade eder.

(Buhârî) dedi ki: Böylece bu (kişi), müslümanlar arasında bu aldatmacayı caiz gördü. Hâlbuki Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “(Satılan malda) ne hastalık, ne kötülük, ne de hile vardır” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 6980, Kitap 90, Hadis 27

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الشَّرِيدِ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " الْجَارُ أَحَقُّ بِصَقَبِهِ ". وَقَالَ بَعْضُ النَّاسِ إِنِ اشْتَرَى دَارًا بِعِشْرِينَ أَلْفَ دِرْهَمٍ، فَلاَ بَأْسَ أَنْ يَحْتَالَ حَتَّى يَشْتَرِيَ الدَّارَ بِعِشْرِينَ أَلْفَ دِرْهَمٍ، وَيَنْقُدَهُ تِسْعَةَ آلاَفِ دِرْهَمٍ وَتِسْعَمِائَةَ دِرْهَمٍ وَتِسْعَةً وَتِسْعِينَ، وَيَنْقُدَهُ دِينَارًا بِمَا بَقِيَ مِنَ الْعِشْرِينَ الأَلْفَ، فَإِنْ طَلَبَ الشَّفِيعُ أَخَذَهَا بِعِشْرِينَ أَلْفَ دِرْهَمٍ، وَإِلاَّ فَلاَ سَبِيلَ لَهُ عَلَى الدَّارِ، فَإِنِ اسْتُحِقَّتِ الدَّارُ، رَجَعَ الْمُشْتَرِي عَلَى الْبَائِعِ بِمَا دَفَعَ إِلَيْهِ، وَهْوَ تِسْعَةُ آلاَفِ دِرْهَمٍ وَتِسْعُمِائَةٍ وَتِسْعَةٌ وَتِسْعُونَ دِرْهَمًا وَدِينَارٌ، لأَنَّ الْبَيْعَ حِينَ اسْتُحِقَّ انْتَقَضَ الصَّرْفُ فِي الدِّينَارِ، فَإِنْ وَجَدَ بِهَذِهِ الدَّارِ عَيْبًا وَلَمْ تُسْتَحَقَّ، فَإِنَّهُ يَرُدُّهَا عَلَيْهِ بِعِشْرِينَ أَلْفَ دِرْهَمٍ. قَالَ فَأَجَازَ هَذَا الْخِدَاعَ بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ دَاءَ وَلاَ خِبْثَةَ وَلاَ غَائِلَةَ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6980 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü