Ebü'l-Minhâl şöyle dedi:
İbn Ziyâd ile Mervân Şam'da iken, İbn Zübeyr Mekke'de, kurrâ da Basra'da ayaklandığında babamla birlikte Ebû Berze el-Eslemî'ye gittik. Evinde, kamıştan yapılmış yüksekçe bir odasının gölgesinde otururken yanına girdik ve yanına oturduk. Babam onu konuşturmaya başladı ve: “Ey Ebû Berze! İnsanların içine düştüğü şeyi görmüyor musun?” dedi. Onun konuştuğunu işittiğim ilk söz şu oldu: “Kureyş kabilelerine öfkeli hâle gelmemin (sevabını) Allah katında umuyorum. Ey Araplar topluluğu! Siz bildiğiniz o zillet, azlık ve sapıklık hâli içindeydiniz. Allah sizi İslam ile ve Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) ile kurtardı; nihayet sizi gördüğünüz (bu) duruma ulaştırdı. Aranızı bozan da işte bu dünyadır. Şu Şam'daki, vallahi ancak dünya için savaşıyor. Aranızdaki şu kimseler de vallahi ancak dünya için savaşıyorlar. Mekke'deki de vallahi ancak dünya için savaşıyor.”
Sahîh-i Buhârî 7112, Kitap 92, Hadis 59