Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Davaları bir olan iki büyük topluluk birbiriyle savaşıp aralarında büyük bir kırım olmadıkça; her biri Allah'ın resûlü olduğunu iddia eden, otuza yakın yalancı deccal çıkmadıkça; ilim kaldırılmadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman birbirine yaklaşmadıkça, fitneler ortaya çıkmadıkça ve herc -ki o öldürmedir- çoğalmadıkça; mal aranızda çoğalıp taşmadıkça -öyle ki sadakasını kimin kabul edeceği mal sahibini kaygılandırır; onu (birine) arz eder de arz ettiği kişi ‘Benim ona ihtiyacım yok’ der-; insanlar bina yapmakta birbiriyle yarışmadıkça; kişi bir adamın kabri yanından geçip ‘Keşke onun yerinde olsaydım!’ demedikçe ve güneş battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmaz. (Güneş batıdan) doğup insanlar onu görünce -yani- hepsi iman ederler. İşte o, ‘daha önce iman etmemiş ya da imanında bir hayır kazanmamış hiç kimseye imanının fayda vermeyeceği’ (En'âm 6/158) zamandır. Andolsun kıyamet, iki adam aralarında elbiselerini açmışken kopacak da onu ne alıp satabilecekler ne de dürebilecekler. Andolsun kıyamet, adam sağmal devesinin sütünü alıp dönmüşken kopacak da onu içemeyecek. Andolsun kıyamet, adam havuzunu sıvarken kopacak da ondan (hayvanlarını) sulayamayacak. Andolsun kıyamet, adam lokmasını ağzına kaldırmışken kopacak da onu yiyemeyecek.”
Sahîh-i Buhârî 7121, Kitap 92, Hadis 68