Vallahi şu yerimde bulunduğum sürece bana hiçbir şey sormazsınız ki onu size haber vermiş olmayayım.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 7294, Kitap 96, Hadis 25
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) güneş zevale erdiğinde çıktı ve öğle namazını kıldı. Selam verince minbere çıkıp kıyameti andı ve ondan önce büyük olaylar olacağını zikretti. Sonra şöyle buyurdu: “Bir şey sormak isteyen onu sorsun. Vallahi, şu yerimde bulunduğum sürece bana hiçbir şey sormazsınız ki onu size haber vermiş olmayayım.” Enes şöyle dedi: İnsanlar çokça ağladılar; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) da çokça “Bana sorun!” diyordu. Enes şöyle dedi: Bir adam ona doğru kalkıp: “Yâ Resûlallah! Benim gireceğim yer neresi?” dedi. “Ateş” buyurdu. Abdullah b. Huzâfe kalkıp: “Yâ Resûlallah! Babam kim?” dedi. “Baban Huzâfe'dir” buyurdu. (Enes) dedi ki: Sonra çokça “Bana sorun, bana sorun!” demeye devam etti. Bunun üzerine Ömer dizlerinin üzerine çöküp: “Rab olarak Allah'tan, din olarak İslâm'dan, resul olarak Muhammed'den (sallallahu aleyhi ve sellem) razı olduk” dedi. (Enes) dedi ki: Ömer bunu söyleyince Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sustu. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Nefsim kudret elinde olana yemin ederim ki, ben namaz kılarken az önce cennet ve cehennem bana şu duvarın genişliğinde gösterildi. Hayırda ve şerde bugünkü gibisini görmedim.”

Sahîh-i Buhârî 7294, Kitap 96, Hadis 25

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ،. وَحَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه. أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ حِينَ زَاغَتِ الشَّمْسُ فَصَلَّى الظُّهْرَ فَلَمَّا سَلَّمَ قَامَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَذَكَرَ السَّاعَةَ، وَذَكَرَ أَنَّ بَيْنَ يَدَيْهَا أُمُورًا عِظَامًا ثُمَّ قَالَ " مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَسْأَلَ عَنْ شَىْءٍ فَلْيَسْأَلْ عَنْهُ، فَوَاللَّهِ لاَ تَسْأَلُونِي عَنْ شَىْءٍ إِلاَّ أَخْبَرْتُكُمْ بِهِ، مَا دُمْتُ فِي مَقَامِي هَذَا ". قَالَ أَنَسٌ فَأَكْثَرَ النَّاسُ الْبُكَاءَ، وَأَكْثَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَقُولَ " سَلُونِي ". فَقَالَ أَنَسٌ فَقَامَ إِلَيْهِ رَجُلٌ فَقَالَ أَيْنَ مَدْخَلِي يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " النَّارُ ". فَقَامَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حُذَافَةَ فَقَالَ مَنْ أَبِي يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " أَبُوكَ حُذَافَةُ ". قَالَ ثُمَّ أَكْثَرَ أَنْ يَقُولَ " سَلُونِي سَلُونِي ". فَبَرَكَ عُمَرُ عَلَى رُكْبَتَيْهِ فَقَالَ رَضِينَا بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم رَسُولاً. قَالَ فَسَكَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ قَالَ عُمَرُ ذَلِكَ، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَقَدْ عُرِضَتْ عَلَىَّ الْجَنَّةُ وَالنَّارُ آنِفًا فِي عُرْضِ هَذَا الْحَائِطِ وَأَنَا أُصَلِّي، فَلَمْ أَرَ كَالْيَوْمِ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِّ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 7294 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü