Resûlullah ashabına bütün işlerde istihâreyi, Kur'an'dan bir sûreyi öğretir gibi öğretirdi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 7390, Kitap 97, Hadis 19
Türkçe meal

Câbir b. Abdullah es-Selemî (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabına bütün işlerde istihâreyi, Kur'an'dan bir sûreyi öğrettiği gibi öğretirdi. Şöyle derdi: “Biriniz bir işe niyetlendiğinde farz dışında iki rekât kılsın, sonra şöyle desin: Allah'ım! İlminle Senden hayır dilerim, kudretinle Senden güç dilerim ve lütfundan isterim. Çünkü Sen güç yetirirsin, ben güç yetiremem; Sen bilirsin, ben bilmem; Sen gaybları hakkıyla bilensin. Allah'ım! Eğer bu işi -sonra onu adıyla anar- işimin yakını ve uzağı bakımından -(ravi) dedi ki: ya da dinim, geçimim ve işimin sonu bakımından- benim için hayırlı biliyorsan onu bana takdir et, onu bana kolaylaştır, sonra onu bana mübarek kıl. Allah'ım! Eğer onun dinim, geçimim ve işimin sonu bakımından -ya da: işimin yakını ve uzağı bakımından, dedi- benim için şer olduğunu biliyorsan beni ondan uzaklaştır; hayır nerede ise onu bana takdir et, sonra beni ondan razı kıl.”

Sahîh-i Buhârî 7390, Kitap 97, Hadis 19

Arapça metin
حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مَعْنُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الْمَوَالِي، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ الْمُنْكَدِرِ، يُحَدِّثُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْحَسَنِ يَقُولُ أَخْبَرَنِي جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ السَّلَمِيُّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُ أَصْحَابَهُ الاِسْتِخَارَةَ فِي الأُمُورِ كُلِّهَا، كَمَا يُعَلِّمُ السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ يَقُولُ " إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ لِيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ، اللَّهُمَّ فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ هَذَا الأَمْرَ ـ ثُمَّ تُسَمِّيهِ بِعَيْنِهِ ـ خَيْرًا لِي فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ ـ قَالَ أَوْ فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي ـ فَاقْدُرْهُ لِي، وَيَسِّرْهُ لِي، ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ، اللَّهُمَّ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّهُ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي ـ أَوْ قَالَ فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ ـ فَاصْرِفْنِي عَنْهُ، وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ، ثُمَّ رَضِّنِي بِهِ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 7390 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü