İbn Mes'ûd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Ben Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte Medine ekinliklerinin birinde yürüyordum; o da yanındaki bir hurma dalına dayanıyordu. Yahudilerden bir gruba uğradık. Bazıları bazılarına: “Ona ruhu sorun” dedi. Bazıları: “Hoşlanmayacağınız bir şey getirir diye ona sormayın” dedi. Bazıları da: “Ona mutlaka soracağız” dedi. İçlerinden bir adam ona doğru kalkıp: “Ey Ebü'l-Kâsım! Ruh nedir?” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona cevap vermeyip sustu. Ona vahiy geldiğini anladım. Sonra şöyle buyurdu: “Sana ruhu soruyorlar. De ki: Ruh Rabbimin emrindendir. Onlara ilimden ancak az bir şey verilmiştir” (İsrâ 17/85).
A'meş dedi ki: Bizim kıraatimizde böyledir.
Sahîh-i Buhârî 7462, Kitap 97, Hadis 88
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَبْدِ الْوَاحِدِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ بَيْنَا أَنَا أَمْشِي، مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ حَرْثِ الْمَدِينَةِ وَهْوَ يَتَوَكَّأُ عَلَى عَسِيبٍ مَعَهُ، فَمَرَرْنَا عَلَى نَفَرٍ مِنَ الْيَهُودِ فَقَالَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ سَلُوهُ عَنِ الرُّوحِ. فَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ تَسْأَلُوهُ أَنْ يَجِيءَ فِيهِ بِشَىْءٍ تَكْرَهُونَهُ. فَقَالَ بَعْضُهُمْ لَنَسْأَلَنَّهُ. فَقَامَ إِلَيْهِ رَجُلٌ مِنْهُمْ فَقَالَ يَا أَبَا الْقَاسِمِ مَا الرُّوحُ فَسَكَتَ عَنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَعَلِمْتُ أَنَّهُ يُوحَى إِلَيْهِ فَقَالَ {وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي وَمَا أُوتُوا مِنَ الْعِلْمِ إِلاَّ قَلِيلاً}. قَالَ الأَعْمَشُ هَكَذَا فِي قِرِاءَتِنَا.