Ashab Kur'an'ı üç, beş, yedi, dokuz, on bir, on üç sûre ve tek başına mufassal hizbi olarak bölerdi.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 1393, Kitap 6, Hadis 23
Zayıf
Türkçe meal

Evs b. Huzeyfe (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Sakîf heyeti içinde Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına geldik. Ahlâf (antlaşmalı kollar) Mugîre b. Şu'be'nin yanına indi; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de Benî Mâlik'i kendisine ait bir çadıra yerleştirdi. Müsedded dedi ki: (Evs) Sakîf'ten Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına gelen heyetin içindeydi. (Evs) dedi ki: Her gece yatsıdan sonra yanımıza gelir, bizimle konuşurdu. Ebû Saîd dedi ki: Ayakta durarak (konuşurdu); öyle ki uzun süre ayakta kalmaktan ağırlığını bir ayağından diğerine verirdi. Bize en çok anlattığı şey, kavmi Kureyş'ten çektikleriydi. Sonra şöyle derdi: “(Durum) eşit değildi; zayıf bırakılmış ve hor görülmüştük -Müsedded ”Mekke'de“ dedi-. Medine'ye çıkınca bizimle onlar arasında savaş nöbetleşe oldu; bazen biz onlara üstün geliyorduk, bazen onlar bize üstün geliyordu.” Bir gece, yanımıza geldiği vakitten geç kaldı. “Bu gece bize geç kaldın” dedik. Şöyle buyurdu: “Kur'an'dan (okuduğum) cüzümün vakti üzerime geldi; onu tamamlamadan gelmek istemedim.” Evs dedi ki: Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabına Kur'an'ı nasıl hizplere ayırdıklarını sordum. “Üç, beş, yedi, dokuz, on bir, on üç (sûre) ve tek başına mufassal hizbi” dediler.

Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû Saîd'in hadisi daha tamdır.

Sünen-i Ebû Dâvûd 1393, Kitap 6, Hadis 23

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، أَخْبَرَنَا قُرَّانُ بْنُ تَمَّامٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو خَالِدٍ، - وَهَذَا لَفْظُهُ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْلَى، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَوْسٍ، عَنْ جَدِّهِ، - قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ فِي حَدِيثِهِ أَوْسُ بْنُ حُذَيْفَةَ - قَالَ قَدِمْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَفْدِ ثَقِيفٍ - قَالَ - فَنَزَلَتِ الأَحْلاَفُ عَلَى الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ وَأَنْزَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَنِي مَالِكٍ فِي قُبَّةٍ لَهُ . قَالَ مُسَدَّدٌ وَكَانَ فِي الْوَفْدِ الَّذِينَ قَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ ثَقِيفٍ قَالَ كَانَ كُلَّ لَيْلَةٍ يَأْتِينَا بَعْدَ الْعِشَاءِ يُحَدِّثُنَا . قَالَ أَبُو سَعِيدٍ قَائِمًا عَلَى رِجْلَيْهِ حَتَّى يُرَاوِحَ بَيْنَ رِجْلَيْهِ مِنْ طُولِ الْقِيَامِ وَأَكْثَرُ مَا يُحَدِّثُنَا مَا لَقِيَ مِنْ قَوْمِهِ مِنْ قُرَيْشٍ ثُمَّ يَقُولُ لاَ سَوَاءً كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ مُسْتَذَلِّينَ - قَالَ مُسَدَّدٌ بِمَكَّةَ - فَلَمَّا خَرَجْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ كَانَتْ سِجَالُ الْحَرْبِ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ نُدَالُ عَلَيْهِمْ وَيُدَالُونَ عَلَيْنَا فَلَمَّا كَانَتْ لَيْلَةً أَبْطَأَ عَنِ الْوَقْتِ الَّذِي كَانَ يَأْتِينَا فِيهِ فَقُلْنَا لَقَدْ أَبْطَأْتَ عَنَّا اللَّيْلَةَ . قَالَ إِنَّهُ طَرَأَ عَلَىَّ جُزْئِي مِنَ الْقُرْآنِ فَكَرِهْتُ أَنْ أَجِيءَ حَتَّى أُتِمَّهُ . قَالَ أَوْسٌ سَأَلْتُ أَصْحَابَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَيْفَ يُحَزِّبُونَ الْقُرْآنَ قَالُوا ثَلاَثٌ وَخَمْسٌ وَسَبْعٌ وَتِسْعٌ وَإِحْدَى عَشْرَةَ وَثَلاَثَ عَشْرَةَ وَحِزْبُ الْمُفَصَّلِ وَحْدَهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَحَدِيثُ أَبِي سَعِيدٍ أَتَمُّ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 1393 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü