Müslim b. Sefine el-Yeşkürî şöyle anlattı:
(Hasan b. Ali dedi ki: Ravh onun adına “Müslim b. Şu'be” der.) Nâfi' b. Alkame babamı kavminin önderliğine (irâfe) tayin etti ve ona onların zekâtını toplamasını emretti. Babam beni onlardan bir gruba gönderdi. Sa'r b. Deysem denilen çok yaşlı bir adama geldim ve: “Babam beni sana -yani senden zekât almam için- gönderdi” dedim. “Kardeşimin oğlu! Hangi yolla alıyorsunuz?” dedi. “Seçiyoruz; hatta koyunların memelerini (tek tek) inceliyoruz” dedim. Şöyle dedi: “Kardeşimin oğlu! Sana anlatayım: Ben Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında bu vadilerden birinde koyunlarımın başındaydım. Bir deve üzerinde iki adam bana geldi ve: ‘Biz, koyunlarının zekâtını vermen için Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sana gönderdiği iki elçisiyiz’ dediler. ‘Bunlarda bana ne düşer?’ dedim. ‘Bir koyun’ dediler. Yerini bildiğim, saf süt ve yağ dolu bir koyuna yöneldim ve onu onlara çıkardım. ‘Bu, şâfi' (gebe) koyundur; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize şâfi' almamızı yasakladı’ dediler. ‘Peki ne alırsınız?’ dedim. ‘Ceza'a ya da seniyye (yaşında) bir dişi oğlak’ dediler. Bunun üzerine mu'tât bir dişi oğlağa yöneldim -mu'tât, henüz yavru doğurmamış fakat doğurma zamanı gelmiş olandır- ve onu onlara çıkardım. ‘Onu bize ver’ dediler; onu yanlarına, develerinin üzerine aldılar, sonra gittiler.”
Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Ebû Âsım da Zekeriyyâ'dan rivayet etti; o da Ravh'ın dediği gibi “Müslim b. Şu'be” dedi.
Bize Muhammed b. Yûnus en-Nesâî rivayet etti; (dedi ki:) Bize Ravh rivayet etti; (dedi ki:) Bize Zekeriyyâ b. İshâk, (onun) senediyle bu hadisi rivayet etti; (bu rivayette de) “Müslim b. Şu'be” dedi. Bu rivayette: “Şâfi', karnında yavrusu olan (koyun)dur” (ifadesi) vardır.
Sünen-i Ebû Dâvûd 1581, Kitap 9, Hadis 26