Hakkını vermeyen hazine sahibinin alnı, yanı ve sırtı kıyamet günü cehennem ateşinde dağlanır.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 1658, Kitap 9, Hadis 103
Sahih
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hakkını (zekâtını) vermeyen hiçbir hazine sahibi yoktur ki, Allah kıyamet günü onu (levhalar hâline) getirip cehennem ateşinde kızdırmasın ve onlarla alnı, yanı ve sırtı dağlanmasın; ta ki Allah, sizin saydıklarınızdan elli bin yıl miktarındaki bir günde kulları arasında hüküm verinceye kadar. Sonra yolunu ya cennete ya da cehenneme (doğru) görür. Hakkını vermeyen hiçbir koyun sahibi yoktur ki, (koyunları) kıyamet günü olabildiğince bol (ve semiz) olarak gelmesin; (sahibi) onlar için düz ve geniş bir alanda yüzüstü yatırılır; boynuzlarıyla onu süserler, tırnaklarıyla onu çiğnerler. Aralarında boynuzu kıvrık ya da boynuzsuz olanı yoktur. Sonuncusu geçtikçe birincisi tekrar üzerine döndürülür; ta ki Allah, sizin saydıklarınızdan elli bin yıl miktarındaki bir günde kulları arasında hüküm verinceye kadar. Sonra yolunu ya cennete ya da cehenneme (doğru) görür. Hakkını vermeyen hiçbir deve sahibi yoktur ki, (develeri) kıyamet günü olabildiğince bol (ve semiz) olarak gelmesin; (sahibi) onlar için düz ve geniş bir alanda yüzüstü yatırılır; tabanlarıyla onu çiğnerler. Üzerinden sonuncusu geçtikçe birincisi tekrar üzerine döndürülür; ta ki yüce Allah, sizin saydıklarınızdan elli bin yıl miktarındaki bir günde kulları arasında hüküm verinceye kadar. Sonra yolunu ya cennete ya da cehenneme (doğru) görür.”

Sünen-i Ebû Dâvûd 1658, Kitap 9, Hadis 103

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا مِنْ صَاحِبِ كَنْزٍ لاَ يُؤَدِّي حَقَّهُ إِلاَّ جَعَلَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُحْمَى عَلَيْهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَى بِهَا جَبْهَتُهُ وَجَنْبُهُ وَظَهْرُهُ حَتَّى يَقْضِيَ اللَّهُ تَعَالَى بَيْنَ عِبَادِهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ثُمَّ يُرَى سَبِيلُهُ إِمَّا إِلَى الْجَنَّةِ وَإِمَّا إِلَى النَّارِ وَمَا مِنْ صَاحِبِ غَنَمٍ لاَ يُؤَدِّي حَقَّهَا إِلاَّ جَاءَتْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَوْفَرَ مَا كَانَتْ فَيُبْطَحُ لَهَا بِقَاعٍ قَرْقَرٍ فَتَنْطَحُهُ بِقُرُونِهَا وَتَطَؤُهُ بِأَظْلاَفِهَا لَيْسَ فِيهَا عَقْصَاءُ وَلاَ جَلْحَاءُ كُلَّمَا مَضَتْ أُخْرَاهَا رُدَّتْ عَلَيْهِ أُولاَهَا حَتَّى يَحْكُمَ اللَّهُ بَيْنَ عِبَادِهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ثُمَّ يُرَى سَبِيلُهُ إِمَّا إِلَى الْجَنَّةِ وَإِمَّا إِلَى النَّارِ وَمَا مِنْ صَاحِبِ إِبِلٍ لاَ يُؤَدِّي حَقَّهَا إِلاَّ جَاءَتْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَوْفَرَ مَا كَانَتْ فَيُبْطَحُ لَهَا بِقَاعٍ قَرْقَرٍ فَتَطَؤُهُ بِأَخْفَافِهَا كُلَّمَا مَضَتْ عَلَيْهِ أُخْرَاهَا رُدَّتْ عَلَيْهِ أُولاَهَا حَتَّى يَحْكُمَ اللَّهُ تَعَالَى بَيْنَ عِبَادِهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ثُمَّ يُرَى سَبِيلُهُ إِمَّا إِلَى الْجَنَّةِ وَإِمَّا إِلَى النَّارِ " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 1658 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü