Sehl b. Sa'd: Ali çarşıda dinar buldu; sahibi gelince Resûlullah "Dinarı bana gönder, dirhemin benim üzerime olsun" dedi.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 1716, Kitap 10, Hadis 16
Hasen
Türkçe meal

Sehl b. Sa'd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ali b. Ebû Tâlib, Hasan ve Hüseyin ağlarken Fâtıma'nın yanına girdi ve: “Onları ağlatan nedir?” dedi. (Fâtıma): “Açlık” dedi. Ali dışarı çıktı ve çarşıda bir dinar buldu. Fâtıma'ya gelip ona haber verdi. (Fâtıma): “Falan Yahudiye git ve (bize) un al” dedi. (Ali) Yahudiye geldi ve onunla un satın aldı. Yahudi: “Sen, Allah'ın elçisi olduğunu iddia eden şu adamın damadı mısın?” dedi. (Ali): “Evet” dedi. (Yahudi): “Dinarını al, un da senin olsun” dedi. Ali çıkıp Fâtıma'ya geldi ve ona haber verdi. (Fâtıma): “Falan kasaba git ve bize bir dirhemlik et al” dedi. (Ali) gitti, dinarı bir dirhemlik et karşılığında rehin bıraktı ve (eti) getirdi. (Fâtıma) hamur yoğurdu, (tencereyi) kurdu, ekmek pişirdi ve babasına (haber) gönderdi. O da onlara geldi. (Fâtıma): “Ey Allah'ın Resûlü! Sana (durumu) anlatayım; eğer onu bizim için helal görürsen onu yeriz, sen de bizimle yersin. Onun durumu şöyle şöyledir” dedi. (Resûlullah): “Allah'ın adıyla yiyin” buyurdu. Onlar da yediler. Onlar yerlerinde (otururlarken) bir de baktılar ki bir delikanlı, Allah ve İslâm adına (yemin vererek) dinarı arıyor. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) emretti, (delikanlı) onun yanına çağrıldı. (Resûlullah) ona sordu. (Delikanlı): “Çarşıda benden düştü” dedi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ey Ali! Kasaba git ve ona de ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sana diyor ki: Dinarı bana gönder, dirhemin benim üzerime (borç) olsun” buyurdu. (Kasap) onu gönderdi, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) da onu (delikanlıya) verdi.

Sünen-i Ebû Dâvûd 1716, Kitap 10, Hadis 16

Arapça metin
حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُسَافِرٍ التِّنِّيسِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ يَعْقُوبَ الزَّمْعِيُّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ دَخَلَ عَلَى فَاطِمَةَ وَحَسَنٌ وَحُسَيْنٌ يَبْكِيَانِ فَقَالَ مَا يُبْكِيهِمَا قَالَتِ الْجُوعُ فَخَرَجَ عَلِيٌّ فَوَجَدَ دِينَارًا بِالسُّوقِ فَجَاءَ إِلَى فَاطِمَةَ فَأَخْبَرَهَا فَقَالَتِ اذْهَبْ إِلَى فُلاَنٍ الْيَهُودِيِّ فَخُذْ دَقِيقًا فَجَاءَ الْيَهُودِيَّ فَاشْتَرَى بِهِ دَقِيقًا فَقَالَ الْيَهُودِيُّ أَنْتَ خَتَنُ هَذَا الَّذِي يَزْعُمُ أَنَّهُ رَسُولُ اللَّهِ قَالَ نَعَمْ . قَالَ فَخُذْ دِينَارَكَ وَلَكَ الدَّقِيقُ . فَخَرَجَ عَلِيٌّ حَتَّى جَاءَ فَاطِمَةَ فَأَخْبَرَهَا فَقَالَتِ اذْهَبْ إِلَى فُلاَنٍ الْجَزَّارِ فَخُذْ لَنَا بِدِرْهَمٍ لَحْمًا فَذَهَبَ فَرَهَنَ الدِّينَارَ بِدِرْهَمِ لَحْمٍ فَجَاءَ بِهِ فَعَجَنَتْ وَنَصَبَتْ وَخَبَزَتْ وَأَرْسَلَتْ إِلَى أَبِيهَا فَجَاءَهُمْ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَذْكُرُ لَكَ فَإِنْ رَأَيْتَهُ لَنَا حَلاَلاً أَكَلْنَاهُ وَأَكَلْتَ مَعَنَا مِنْ شَأْنِهِ كَذَا وَكَذَا . فَقَالَ " كُلُوا بِاسْمِ اللَّهِ " . فَأَكَلُوا فَبَيْنَمَا هُمْ مَكَانَهُمْ إِذَا غُلاَمٌ يَنْشُدُ اللَّهَ وَالإِسْلاَمَ الدِّينَارَ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدُعِيَ لَهُ فَسَأَلَهُ . فَقَالَ سَقَطَ مِنِّي فِي السُّوقِ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا عَلِيُّ اذْهَبْ إِلَى الْجَزَّارِ فَقُلْ لَهُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ لَكَ أَرْسِلْ إِلَىَّ بِالدِّينَارِ وَدِرْهَمُكَ عَلَىَّ " . فَأَرْسَلَ بِهِ فَدَفَعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَيْهِ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 1716 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü