Enes, erkeğin cenazesinde başının, kadınınkinde kalçasının hizasında durup dört tekbirle namaz kıldırdı.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 3194, Kitap 21, Hadis 106
صحيح إلا قوله فحدثوني أنه إنما فإنه مجرد رأي عن مجهولين (الألباني)
Türkçe meal

Nâfi' Ebû Gâlib şöyle anlattı:

Mirbed sokağındaydım. Yanında pek çok insan bulunan bir cenaze geçti. “Abdullah b. Umeyr'in cenazesi” dediler. Ben de peşinden gittim. Bir de baktım ki, üzerinde ince bir örtü (kisâ) bulunan, küçük beygirinin üstünde, başında kendisini güneşten koruyan bir bez parçası olan bir adam. “Bu dihkan (ileri gelen zat) kim?” dedim. “Bu Enes b. Mâlik'tir” dediler. Cenaze konulunca Enes kalktı ve onun namazını kıldırdı; ben de arkasındaydım, benimle onun arasında hiçbir şey engel değildi. (Ölünün) başının hizasında durdu, dört tekbir getirdi; (namazı) ne uzattı ne de acele etti. Sonra oturmaya gitti. “Ey Ebû Hamza! (Bu da) Ensârî kadın(ın cenazesi)” dediler. Onu yaklaştırdılar; üzerinde yeşil bir na'ş (tabut örtüsü) vardı. Kalçasının hizasında durdu ve onun namazını, erkeğe kıldırdığı namaz gibi kıldırdı; sonra oturdu.

el-Alâ' b. Ziyâd: “Ey Ebû Hamza! Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) cenaze namazını senin namazın gibi mi kılardı? Ona dört tekbir getirir, erkeğin başının ve kadının kalçasının hizasında durur muydu?” dedi. “Evet” dedi. “Ey Ebû Hamza! Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte savaştın mı?” dedi. “Evet, onunla birlikte Huneyn'de savaştım. Müşrikler çıktı ve bize öyle saldırdılar ki atlarımızı sırtlarımızın arkasında gördük. Topluluğun içinde bize saldıran, bizi ezip parçalayan bir adam vardı. Sonra Allah onları bozguna uğrattı. Onlar getirilmeye başlandı ve (Peygamber'e) İslâm üzere biat ediyorlardı. Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabından bir adam: ‘Eğer Allah, bugün bizi parçalayıp duran o adamı getirirse, onun boynunu vuracağıma dair üzerimde bir adak var’ dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sustu. (Sonra) o adam getirildi. Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) görünce: ‘Ey Allah'ın Resûlü! Allah'a tövbe ettim’ dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), öbürü adağını yerine getirsin diye ona biat etmeyip bekledi. (Adak sahibi) adam, (Peygamber) kendisine onu öldürmesini emretsin diye Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) gözüne görünmeye çalışıyor, (öte yandan) Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) çekinerek onu öldürmekten de korkuyordu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun bir şey yapmadığını görünce ona (o adama) biat etti. Adam: ‘Ey Allah'ın Resûlü! Adağım (ne olacak)?’ dedi. (Peygamber): ‘Bugün ondan (biatı) ancak adağını yerine getiresin diye geri tuttum’ buyurdu. (Adam): ‘Ey Allah'ın Resûlü! Bana göz ucuyla işaret etseydin ya!’ dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘Bir peygambere göz ucuyla işaret etmek yakışmaz’ buyurdu.”

Ebû Gâlib dedi ki: Enes'in, kadının (cenazesinde) kalçasının hizasında durmasındaki uygulamasını sordum. Bana, bunun ancak (o zaman) tabut örtüleri olmadığı için olduğunu; imamın, kadını cemaatten örtmek için onun kalçasının hizasında durduğunu anlattılar.

Ebû Dâvûd dedi ki: Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) “İnsanlarla, Lâ ilâhe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum” sözü, bu hadisteki, (adamın) “Ben tövbe ettim” demesine rağmen onu öldürme hususundaki adağı yerine getirmeyi neshetmiştir.

Sünen-i Ebû Dâvûd 3194, Kitap 21, Hadis 106

Arapça metin
حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ نَافِعٍ أَبِي غَالِبٍ، قَالَ كُنْتُ فِي سِكَّةِ الْمِرْبَدِ فَمَرَّتْ جَنَازَةٌ مَعَهَا نَاسٌ كَثِيرٌ قَالُوا جَنَازَةُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَيْرٍ فَتَبِعْتُهَا فَإِذَا أَنَا بِرَجُلٍ عَلَيْهِ كِسَاءٌ رَقِيقٌ عَلَى بُرَيْذِينَتِهِ وَعَلَى رَأْسِهِ خِرْقَةٌ تَقِيهِ مِنَ الشَّمْسِ فَقُلْتُ مَنْ هَذَا الدِّهْقَانُ قَالُوا هَذَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ . فَلَمَّا وُضِعَتِ الْجَنَازَةُ قَامَ أَنَسٌ فَصَلَّى عَلَيْهَا وَأَنَا خَلْفَهُ لاَ يَحُولُ بَيْنِي وَبَيْنَهُ شَىْءٌ فَقَامَ عِنْدَ رَأْسِهِ فَكَبَّرَ أَرْبَعَ تَكْبِيرَاتٍ لَمْ يُطِلْ وَلَمْ يُسْرِعْ ثُمَّ ذَهَبَ يَقْعُدُ فَقَالُوا يَا أَبَا حَمْزَةَ الْمَرْأَةُ الأَنْصَارِيَّةُ فَقَرَّبُوهَا وَعَلَيْهَا نَعْشٌ أَخْضَرُ فَقَامَ عِنْدَ عَجِيزَتِهَا فَصَلَّى عَلَيْهَا نَحْوَ صَلاَتِهِ عَلَى الرَّجُلِ ثُمَّ جَلَسَ فَقَالَ الْعَلاَءُ بْنُ زِيَادٍ يَا أَبَا حَمْزَةَ هَكَذَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي عَلَى الْجَنَازَةِ كَصَلاَتِكَ يُكَبِّرُ عَلَيْهَا أَرْبَعًا وَيَقُومُ عِنْدَ رَأْسِ الرَّجُلِ وَعَجِيزَةِ الْمَرْأَةِ قَالَ نَعَمْ . قَالَ يَا أَبَا حَمْزَةَ غَزَوْتَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ غَزَوْتُ مَعَهُ حُنَيْنًا فَخَرَجَ الْمُشْرِكُونَ فَحَمَلُوا عَلَيْنَا حَتَّى رَأَيْنَا خَيْلَنَا وَرَاءَ ظُهُورِنَا وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ يَحْمِلُ عَلَيْنَا فَيَدُقُّنَا وَيَحْطِمُنَا فَهَزَمَهُمُ اللَّهُ وَجَعَلَ يُجَاءُ بِهِمْ فَيُبَايِعُونَهُ عَلَى الإِسْلاَمِ فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّ عَلَىَّ نَذْرًا إِنْ جَاءَ اللَّهُ بِالرَّجُلِ الَّذِي كَانَ مُنْذُ الْيَوْمِ يَحْطِمُنَا لأَضْرِبَنَّ عُنُقَهُ . فَسَكَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَجِيءَ بِالرَّجُلِ فَلَمَّا رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُبْتُ إِلَى اللَّهِ . فَأَمْسَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يُبَايِعُهُ لِيَفِيَ الآخَرُ بِنَذْرِهِ . قَالَ فَجَعَلَ الرَّجُلُ يَتَصَدَّى لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيَأْمُرَهُ بِقَتْلِهِ وَجَعَلَ يَهَابُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَقْتُلَهُ فَلَمَّا رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ لاَ يَصْنَعُ شَيْئًا بَايَعَهُ فَقَالَ الرَّجُلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ نَذْرِي . فَقَالَ " إِنِّي لَمْ أُمْسِكْ عَنْهُ مُنْذُ الْيَوْمِ إِلاَّ لِتُوفِيَ بِنَذْرِكَ " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ أَوْمَضْتَ إِلَىَّ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهُ لَيْسَ لِنَبِيٍّ أَنْ يُومِضَ " . قَالَ أَبُو غَالِبٍ فَسَأَلْتُ عَنْ صَنِيعِ أَنَسٍ فِي قِيَامِهِ عَلَى الْمَرْأَةِ عِنْدَ عَجِيزَتِهَا فَحَدَّثُونِي أَنَّهُ إِنَّمَا كَانَ لأَنَّهُ لَمْ تَكُنِ النُّعُوشُ فَكَانَ الإِمَامُ يَقُومُ حِيَالَ عَجِيزَتِهَا يَسْتُرُهَا مِنَ الْقَوْمِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَوْلُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " . نَسَخَ مِنْ هَذَا الْحَدِيثِ الْوَفَاءَ بِالنَّذْرِ فِي قَتْلِهِ بِقَوْلِهِ إِنِّي قَدْ تُبْتُ .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 3194 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü