Her günahı Allah'ın bağışlaması umulur; ancak müşrik olarak ölen ya da bir mümini kasten öldüren müstesna.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 4270, Kitap 37, Hadis 31
Sahih
Türkçe meal

Ebü'd-Derdâ ve Ubâde b. es-Sâmit (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Hâlid b. Dihkân şöyle dedi: Zülukye'de, Kostantiniyye gazvesindeydik. Filistin halkından -onların eşrafından ve hayırlılarından olup (halkın) kendisine bu (değeri) tanıdığı, Hâni b. Külsûm b. Şerîk el-Kinânî denilen- bir adam geldi ve Abdullah b. Ebû Zekeriyyâ'ya selam verdi. (Abdullah da) onun hakkını (değerini) bilirdi. Hâlid bize şöyle dedi: Bize Abdullah b. Ebû Zekeriyyâ rivayet etti; dedi ki: Ümmü'd-Derdâ'yı şöyle derken işittim: Ebü'd-Derdâ'yı şöyle derken işittim: Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: “Her günahı Allah'ın bağışlaması umulur; ancak müşrik olarak ölen ya da bir mümini kasten öldüren mümin müstesna.” Bunun üzerine Hâni b. Külsûm şöyle dedi: Mahmûd b. er-Rebî'i, Ubâde b. es-Sâmit'ten rivayet ederken işittim; (Ubâde) onu Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu rivayet ederken işitmiş: “Kim bir mümini öldürür de onu öldürmekte haddi aşarsa (i'tibât ederse), Allah ondan ne farz ne nafile (hiçbir amel) kabul etmez.” Hâlid bize şöyle dedi: Sonra bana İbn Ebû Zekeriyyâ, Ümmü'd-Derdâ'dan, o da Ebü'd-Derdâ'dan rivayet etti ki Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mümin, haram bir kana bulaşmadıkça (hayırda) hızla ilerleyen salih biri olmaya devam eder. Haram bir kana bulaşınca yorulup kalır.” Hâni b. Külsûm da Mahmûd b. er-Rebî'den, o Ubâde b. es-Sâmit'ten, o da Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) bunun tıpkısını rivayet etti.

Sünen-i Ebû Dâvûd 4270, Kitap 37, Hadis 31

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ الْفَضْلِ الْحَرَّانِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ شُعَيْبٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ دِهْقَانَ، قَالَ كُنَّا فِي غَزْوَةِ الْقُسْطَنْطِينِيَّةِ بِذُلُقْيَةَ فَأَقْبَلَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ فِلَسْطِينَ - مِنْ أَشْرَافِهِمْ وَخِيَارِهِمْ يَعْرِفُونَ ذَلِكَ لَهُ يُقَالُ لَهُ هَانِئُ بْنُ كُلْثُومِ بْنِ شَرِيكٍ الْكِنَانِيُّ - فَسَلَّمَ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي زَكَرِيَّا وَكَانَ يَعْرِفُ لَهُ حَقَّهُ قَالَ لَنَا خَالِدٌ فَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي زَكَرِيَّا قَالَ سَمِعْتُ أُمَّ الدَّرْدَاءِ تَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا الدَّرْدَاءِ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " كُلُّ ذَنْبٍ عَسَى اللَّهُ أَنْ يَغْفِرَهُ إِلاَّ مَنْ مَاتَ مُشْرِكًا أَوْ مُؤْمِنٌ قَتَلَ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا " . فَقَالَ هَانِئُ بْنُ كُلْثُومٍ سَمِعْتُ مَحْمُودَ بْنَ الرَّبِيعِ يُحَدِّثُ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ أَنَّهُ سَمِعَهُ يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " مَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا فَاعْتَبَطَ بِقَتْلِهِ لَمْ يَقْبَلِ اللَّهُ مِنْهُ صَرْفًا وَلاَ عَدْلاً " . قَالَ لَنَا خَالِدٌ ثُمَّ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي زَكَرِيَّا عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَزَالُ الْمُؤْمِنُ مُعْنِقًا صَالِحًا مَا لَمْ يُصِبْ دَمًا حَرَامًا فَإِذَا أَصَابَ دَمًا حَرَامًا بَلَّحَ " . وَحَدَّثَ هَانِئُ بْنُ كُلْثُومٍ عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ سَوَاءً .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 4270 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü