Cübeyr b. Mut'im (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) bir bedevi geldi ve şöyle dedi: “Ey Allah'ın Resûlü! Canlar zora düştü, aile efradı perişan oldu, mallar tükendi, hayvanlar helâk oldu. Allah'tan bizim için yağmur iste. Biz seni Allah katında şefaatçi kılıyoruz, Allah'ı da senin katında şefaatçi kılıyoruz.” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Yazık sana! Ne dediğini biliyor musun?” buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tesbih etti (sübhânallah dedi) ve tesbih etmeye devam etti; öyle ki bu, ashâbının yüzlerinden anlaşıldı. Sonra şöyle buyurdu: “Yazık sana! Allah, yarattıklarından hiçbirine karşı şefaatçi kılınmaz. Allah'ın şanı bundan çok daha yücedir. Yazık sana! Allah'ın ne olduğunu biliyor musun? Şüphesiz O'nun Arşı, gökleri üzerinde işte böyledir” -ve parmaklarıyla, üzerinde kubbe gibi (bir işaret) yaptı- “Şüphesiz o (Arş), binicinin (ağırlığıyla) semerin gıcırdaması gibi onunla gıcırdar.”
İbn Beşşâr kendi rivayetinde: “Şüphesiz Allah Arşının üstündedir; Arşı da göklerinin üstündedir” dedi ve hadisi (sonuna kadar) aktardı. Abdül'alâ, İbnü'l-Müsennâ ve İbn Beşşâr (senette): “Ya'kūb b. Utbe ile Cübeyr b. Muhammed b. Cübeyr'den, o babasından, o da dedesinden” dediler. (Ahmed b. Saîd ise: “Ahmed dedi ki: Biz bunu onun (Vehb b. Cerîr'in) nüshasından yazdık; bu (lafız) onun lafzıdır” dedi.)
Ebû Dâvûd dedi ki: Hadis, Ahmed b. Saîd'in isnadıyla (Ya'kūb b. Utbe'den, o Cübeyr b. Muhammed'den şeklinde) sahihtir. Aralarında Yahyâ b. Maîn ile Ali b. el-Medînî'nin de bulunduğu bir topluluk bu hususta ona muvafakat etmiştir. Bir topluluk da bunu İbn İshâk'tan, Ahmed'in dediği gibi rivayet etmiştir. Bana ulaştığına göre Abdül'alâ, İbnü'l-Müsennâ ve İbn Beşşâr'ın (bu hadisi) dinlemeleri tek bir nüshadan olmuştur.
Sünen-i Ebû Dâvûd 4726, Kitap 42, Hadis 131