Mümin kabrinde Allah'a ibadet ederdim der; cehennemdeki evinin yerine ona cennette bir ev verilir.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 4751, Kitap 42, Hadis 156
Sahih
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Allah'ın Peygamberi (sallallahu aleyhi ve sellem) Neccâroğulları'na ait bir hurmalığa girdi; bir ses işitip korktu ve: “Bu kabirlerin sahipleri kimlerdir?” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! Cahiliye döneminde ölmüş insanlar” dediler. “Cehennem azabından ve Deccâl'in fitnesinden Allah'a sığının” buyurdu. “Bu neden ey Allah'ın Resûlü?” dediler. Şöyle buyurdu: “Mümin kabrine konulduğunda ona bir melek gelir ve ona: ”Neye ibadet ederdin?“ der. Allah ona hidayet etmişse: ”Allah'a ibadet ederdim“ der. Ona: ”Bu adam hakkında ne derdin?“ denir. ”O, Allah'ın kulu ve Resûlü'dür“ der. Artık ondan başka bir şey sorulmaz. Onu cehennemde kendisine ait olan bir eve götürürler ve ona: ”Bu, senin cehennemdeki evindi; fakat Allah seni korudu, sana merhamet etti ve onun yerine sana cennette bir ev verdi“ denir. ”Bırakın da gidip aileme müjde vereyim“ der. Ona: ”Yerleş (otur)“ denir. Kâfir kabrine konulduğunda ise ona bir melek gelir, onu azarlar ve ona: ”Neye ibadet ederdin?“ der. ”Bilmiyorum“ der. Ona: ”Ne bildin ne de (bilenlere) uydun!“ denir. Sonra ona: ”Peki bu adam hakkında ne derdin?“ denir. ”İnsanların dediğini derdim“ der. (Melek) ona iki kulağının arasına demirden bir tokmakla vurur; öyle bir çığlık atar ki onu insanlar ve cinler dışındaki bütün yaratıklar işitir.”

Sünen-i Ebû Dâvûd 4751, Kitap 42, Hadis 156

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الأَنْبَارِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَطَاءٍ الْخَفَّافُ أَبُو نَصْرٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ : إِنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ نَخْلاً لِبَنِي النَّجَّارِ فَسَمِعَ صَوْتًا فَفَزِعَ فَقَالَ : " مَنْ أَصْحَابُ هَذِهِ الْقُبُورِ " . قَالُوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ نَاسٌ مَاتُوا فِي الْجَاهِلِيَّةِ . فَقَالَ : " تَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ عَذَابِ النَّارِ وَمِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ " . قَالُوا : وَمِمَّ ذَاكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ : " إِنَّ الْمُؤْمِنَ إِذَا وُضِعَ فِي قَبْرِهِ أَتَاهُ مَلَكٌ فَيَقُولُ لَهُ : مَا كُنْتَ تَعْبُدُ فَإِنِ اللَّهُ هَدَاهُ قَالَ : كُنْتُ أَعْبُدُ اللَّهَ . فَيُقَالُ لَهُ : مَا كُنْتَ تَقُولُ فِي هَذَا الرَّجُلِ فَيَقُولُ : هُوَ عَبْدُ اللَّهِ وَرَسُولُهُ فَمَا يُسْأَلُ عَنْ شَىْءٍ غَيْرَهَا فَيُنْطَلَقُ بِهِ إِلَى بَيْتٍ كَانَ لَهُ فِي النَّارِ، فَيُقَالُ لَهُ : هَذَا بَيْتُكَ كَانَ لَكَ فِي النَّارِ وَلَكِنَّ اللَّهَ عَصَمَكَ وَرَحِمَكَ فَأَبْدَلَكَ بِهِ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ فَيَقُولُ : دَعُونِي حَتَّى أَذْهَبَ فَأُبَشِّرَ أَهْلِي . فَيُقَالُ لَهُ : اسْكُنْ . وَإِنَّ الْكَافِرَ إِذَا وُضِعَ فِي قَبْرِهِ أَتَاهُ مَلَكٌ فَيَنْتَهِرُهُ فَيَقُولُ لَهُ : مَا كُنْتَ تَعْبُدُ فَيَقُولُ : لاَ أَدْرِي . فَيُقَالُ لَهُ : لاَ دَرَيْتَ وَلاَ تَلَيْتَ . فَيُقَالُ لَهُ : فَمَا كُنْتَ تَقُولُ فِي هَذَا الرَّجُلِ فَيَقُولُ : كُنْتُ أَقُولُ مَا يَقُولُ النَّاسُ . فَيَضْرِبُهُ بِمِطْرَاقٍ مِنْ حَدِيدٍ بَيْنَ أُذُنَيْهِ فَيَصِيحُ صَيْحَةً يَسْمَعُهَا الْخَلْقُ غَيْرَ الثَّقَلَيْنِ " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 4751 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü