Berâ: Mümin kabirde Rabbim Allah, dinim İslâm der; gökten bir münadi Kulum doğru söyledi diye seslenir.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 4753, Kitap 42, Hadis 158
Sahih
Türkçe meal

Berâ b. Âzib (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte Ensâr'dan bir adamın cenazesine çıktık. Kabre vardık; (kabrin) lahdi henüz kazılmamıştı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) oturdu, biz de etrafına oturduk; sanki başlarımızın üzerinde kuş vardı. Elinde bir çubuk vardı, onunla yeri eşeliyordu. Başını kaldırıp iki veya üç defa: “Kabir azabından Allah'a sığının” buyurdu. -Cerîr'in rivayetinde burada şunu ilave etti:- Şöyle buyurdu: “(Ölü), ona ”Ey bu (adam)! Rabbin kim, dinin ne, peygamberin kim?“ denildiği sırada, (cenazede bulunanlar) dönüp gittiklerinde onların ayakkabılarının sesini mutlaka işitir.” Hennâd dedi ki: (Peygamber) şöyle buyurdu: “Ona iki melek gelir, onu oturturlar ve ona: ”Rabbin kim?“ derler. ”Rabbim Allah'tır“ der. Ona: ”Dinin nedir?“ derler. ”Dinim İslâm'dır“ der. Ona: ”Aranızda gönderilen bu adam kimdir?“ derler. ”O, Allah'ın Resûlü'dür (sallallahu aleyhi ve sellem)“ der. ”Bunu sana ne bildirdi?“ derler. ”Allah'ın Kitabı'nı okudum, ona iman ettim ve (onu) tasdik ettim“ der.” Cerîr'in rivayetinde şunu ilave etti: “İşte Allah azze ve celle'nin şu sözü budur: ”Allah, iman edenleri sabit kılar...“ (İbrâhîm 14/27)” âyetin sonuna kadar. Sonra (iki râvi) birleştiler; (Peygamber) şöyle buyurdu: “Gökten bir münadi: ”Kulum doğru söyledi; ona cennetten döşek serin, ona cennete bir kapı açın ve ona cennetten giydirin“ diye seslenir.” Buyurdu ki: “Ona onun (cennetin) esintisinden ve güzel kokusundan gelir.” Buyurdu ki: “Ona orada (kabrinde) gözünün alabildiği yere kadar genişlik açılır.” Buyurdu ki: “Kâfire gelince...” Ve onun ölümünü zikretti; buyurdu ki: “Ruhu cesedine iade edilir, ona iki melek gelir, onu oturturlar ve: ”Rabbin kim?“ derler. ”Hâh hâh hâh, bilmiyorum“ der. Ona: ”Dinin nedir?“ derler. ”Hâh hâh, bilmiyorum“ der. ”Aranızda gönderilen bu adam kimdir?“ derler. ”Hâh hâh, bilmiyorum“ der. Gökten bir münadi: ”Yalan söyledi; ona cehennemden döşek serin, ona cehennemden giydirin ve ona cehenneme bir kapı açın“ diye seslenir.” Buyurdu ki: “Ona onun sıcağından ve zehirli rüzgârından (semûm) gelir.” Buyurdu ki: “Kabri ona öyle daraltılır ki kaburgaları birbirine geçer.” Cerîr'in rivayetinde şunu ilave etti; buyurdu ki: “Sonra ona, yanında demirden bir tokmak (mirzebbe) bulunan kör ve dilsiz biri musallat edilir; onunla bir dağa vurulsa toprak olurdu.” Buyurdu ki: “Onunla ona öyle bir vurur ki onu insanlar ve cinler dışında doğu ile batı arasındaki her şey işitir; (kâfir) toprak olur.” Buyurdu ki: “Sonra ona ruh iade edilir.”

Sünen-i Ebû Dâvûd 4753, Kitap 42, Hadis 158

Arapça metin
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، - وَهَذَا لَفْظُ هَنَّادٍ - عَنِ الأَعْمَشِ، عَنِ الْمِنْهَالِ، عَنْ زَاذَانَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ : خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي جَنَازَةِ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ، فَانْتَهَيْنَا إِلَى الْقَبْرِ وَلَمَّا يُلْحَدْ، فَجَلَسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَجَلَسْنَا حَوْلَهُ كَأَنَّمَا عَلَى رُءُوسِنَا الطَّيْرُ، وَفِي يَدِهِ عُودٌ يَنْكُتُ بِهِ فِي الأَرْضِ، فَرَفَعَ رَأْسَهُ فَقَالَ : " اسْتَعِيذُوا بِاللَّهِ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ " . مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا - زَادَ فِي حَدِيثِ جَرِيرٍ هَا هُنَا - وَقَالَ : " وَإِنَّهُ لَيَسْمَعُ خَفْقَ نِعَالِهِمْ إِذَا وَلَّوْا مُدْبِرِينَ حِينَ يُقَالُ لَهُ : يَا هَذَا مَنْ رَبُّكَ وَمَا دِينُكَ وَمَنْ نَبِيُّكَ " . قَالَ هَنَّادٌ قَالَ : " وَيَأْتِيهِ مَلَكَانِ فَيُجْلِسَانِهِ فَيَقُولاَنِ لَهُ : مَنْ رَبُّكَ فَيَقُولُ : رَبِّيَ اللَّهُ . فَيَقُولاَنِ لَهُ : مَا دِينُكَ فَيَقُولُ : دِينِي الإِسْلاَمُ . فَيَقُولاَنِ لَهُ : مَا هَذَا الرَّجُلُ الَّذِي بُعِثَ فِيكُمْ قَالَ فَيَقُولُ : هُوَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَيَقُولاَنِ : وَمَا يُدْرِيكَ فَيَقُولُ : قَرَأْتُ كِتَابَ اللَّهِ فَآمَنْتُ بِهِ وَصَدَّقْتُ " . زَادَ فِي حَدِيثِ جَرِيرٍ : " فَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ { يُثَبِّتُ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا } " . الآيَةَ . ثُمَّ اتَّفَقَا قَالَ : " فَيُنَادِي مُنَادٍ مِنَ السَّمَاءِ : أَنْ قَدْ صَدَقَ عَبْدِي فَأَفْرِشُوهُ مِنَ الْجَنَّةِ، وَافْتَحُوا لَهُ بَابًا إِلَى الْجَنَّةِ وَأَلْبِسُوهُ مِنَ الْجَنَّةِ " . قَالَ : " فَيَأْتِيهِ مِنْ رَوْحِهَا وَطِيبِهَا " . قَالَ : " وَيُفْتَحُ لَهُ فِيهَا مَدَّ بَصَرِهِ " . قَالَ : " وَإِنَّ الْكَافِرَ " . فَذَكَرَ مَوْتَهُ قَالَ : " وَتُعَادُ رُوحُهُ فِي جَسَدِهِ وَيَأْتِيهِ مَلَكَانِ فَيُجْلِسَانِهِ فَيَقُولاَنِ : مَنْ رَبُّكَ فَيَقُولُ : هَاهْ هَاهْ هَاهْ لاَ أَدْرِي . فَيَقُولاَنِ لَهُ : مَا دِينُكَ فَيَقُولُ : هَاهْ هَاهْ لاَ أَدْرِي . فَيَقُولاَنِ : مَا هَذَا الرَّجُلُ الَّذِي بُعِثَ فِيكُمْ فَيَقُولُ : هَاهْ هَاهْ لاَ أَدْرِي . فَيُنَادِي مُنَادٍ مِنَ السَّمَاءِ : أَنْ كَذَبَ فَأَفْرِشُوهُ مِنَ النَّارِ وَأَلْبِسُوهُ مِنَ النَّارِ، وَافْتَحُوا لَهُ بَابًا إِلَى النَّارِ " . قَالَ : " فَيَأْتِيهِ مِنْ حَرِّهَا وَسَمُومِهَا " . قَالَ : " وَيُضَيَّقُ عَلَيْهِ قَبْرُهُ حَتَّى تَخْتَلِفَ فِيهِ أَضْلاَعُهُ " . زَادَ فِي حَدِيثِ جَرِيرٍ قَالَ : " ثُمَّ يُقَيَّضُ لَهُ أَعْمَى أَبْكَمُ مَعَهُ مِرْزَبَّةٌ مِنْ حَدِيدٍ، لَوْ ضُرِبَ بِهَا جَبَلٌ لَصَارَ تُرَابًا " . قَالَ : " فَيَضْرِبُهُ بِهَا ضَرْبَةً يَسْمَعُهَا مَا بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ إِلاَّ الثَّقَلَيْنِ فَيَصِيرُ تُرَابًا " . قَالَ : " ثُمَّ تُعَادُ فِيهِ الرُّوحُ " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 4753 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü