Bunun soyundan Kur'ân okuyan, fakat okun avdan çıktığı gibi İslâm'dan çıkan bir kavim gelecek.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 4764, Kitap 42, Hadis 169
Sahih
Türkçe meal

Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ali (aleyhisselâm) Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) toprağı içinde (henüz ayıklanmamış) bir miktar altın gönderdi. (Peygamber) onu dört kişi arasında taksim etti: Akra' b. Hâbis el-Hanzalî -sonra el-Mücâşiî-, Uyeyne b. Bedr el-Fezârî, Zeydü'l-Hayl et-Tâî -sonra Nebhânoğulları'ndan biri- ve Alkame b. Ulâse el-Âmirî -sonra Kilâboğulları'ndan biri-. (Ebû Saîd) dedi ki: Kureyş ve Ensâr kızdı ve: “Necid halkının ileri gelenlerine veriyor, bizi bırakıyor” dediler. (Peygamber): “Ben ancak onların kalplerini (İslâm'a) ısındırıyorum” buyurdu. (Ebû Saîd) dedi ki: Gözleri çukur, elmacık kemikleri çıkık, alnı tümsek, sakalı gür, başı tıraşlı bir adam geldi ve: “Allah'tan kork ey Muhammed!” dedi. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Ben O'na isyan edersem Allah'a kim itaat eder? Allah beni yeryüzü halkına emin kılıyor da siz bana güvenmiyor musunuz?” (Ebû Saîd) dedi ki: Bir adam onu öldürmek için izin istedi -onu Hâlid b. Velîd sanıyorum-; (Peygamber) ona engel oldu. (Ebû Saîd) dedi ki: (Adam) dönüp gidince (Peygamber) şöyle buyurdu: “Bunun soyundan -veya bunun ardından- bir kavim çıkacak; Kur'ân okurlar, (ama Kur'ân) gırtlaklarından aşağı geçmez. Okun avdan (delip) çıktığı gibi İslâm'dan çıkarlar. İslâm ehlini öldürür, putperestleri bırakırlar. Eğer ben onlara yetişirsem, onları Âd (kavminin) öldürülüşü gibi öldürürüm.”

Sünen-i Ebû Dâvûd 4764, Kitap 42, Hadis 169

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ أَبِي نُعْمٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ : بَعَثَ عَلِيٌّ عَلَيْهِ السَّلاَمُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِذُهَيْبَةٍ فِي تُرْبَتِهَا، فَقَسَّمَهَا بَيْنَ أَرْبَعَةٍ بَيْنَ : الأَقْرَعِ بْنِ حَابِسٍ الْحَنْظَلِيِّ ثُمَّ الْمُجَاشِعِيِّ، وَبَيْنَ عُيَيْنَةَ بْنِ بَدْرٍ الْفَزَارِيِّ وَبَيْنَ زَيْدِ الْخَيْلِ الطَّائِيِّ ثُمَّ أَحَدِ بَنِي نَبْهَانَ وَبَيْنَ عَلْقَمَةَ بْنِ عُلاَثَةَ الْعَامِرِيِّ ثُمَّ أَحَدِ بَنِي كِلاَبٍ قَالَ فَغَضِبَتْ قُرَيْشٌ وَالأَنْصَارُ وَقَالَتْ : يُعْطِي صَنَادِيدَ أَهْلِ نَجْدٍ وَيَدَعُنَا . فَقَالَ : " إِنَّمَا أَتَأَلَّفُهُمْ " . قَالَ : فَأَقْبَلَ رَجُلٌ غَائِرُ الْعَيْنَيْنِ مُشْرِفُ الْوَجْنَتَيْنِ نَاتِئُ الْجَبِينِ كَثُّ اللِّحْيَةِ مَحْلُوقٌ قَالَ : اتَّقِ اللَّهَ يَا مُحَمَّدُ . فَقَالَ : " مَنْ يُطِعِ اللَّهَ إِذَا عَصَيْتُهُ أَيَأْمَنُنِي اللَّهُ عَلَى أَهْلِ الأَرْضِ وَلاَ تَأْمَنُونِي " . قَالَ : فَسَأَلَ رَجُلٌ قَتْلَهُ أَحْسِبُهُ خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ - قَالَ - فَمَنَعَهُ . قَالَ : فَلَمَّا وَلَّى قَالَ : " إِنَّ مِنْ ضِئْضِئِ هَذَا أَوْ فِي عَقِبِ هَذَا قَوْمًا يَقْرَءُونَ الْقُرْآنَ لاَ يُجَاوِزُ حَنَاجِرَهُمْ يَمْرُقُونَ مِنَ الإِسْلاَمِ مُرُوقَ السَّهْمِ مِنَ الرَّمِيَّةِ، يَقْتُلُونَ أَهْلَ الإِسْلاَمِ وَيَدَعُونَ أَهْلَ الأَوْثَانِ لَئِنْ أَنَا أَدْرَكْتُهُمْ قَتَلْتُهُمْ قَتْلَ عَادٍ " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 4764 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü