Çocuğun ya da babanın elde ettiği velâ, kim olursa olsun onun asabesine aittir.

Kaynak
Sünen-i İbn Mâce 2732, Kitap 23, Hadis 14
Hasen
Türkçe meal

Amr b. Şuayb'ın dedesi (Abdullah b. Amr) (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Riâb b. Huzeyfe b. Süayd b. Sehm, Ümmü Vâil bint Ma'mer el-Cumahiyye ile evlendi; (Ümmü Vâil) ona üç çocuk doğurdu. Sonra anneleri vefat etti; oğulları ona, arazilerine ve azatlılarının velâsına (azatlılarına mirasçı olma hakkına) mirasçı oldular. Amr b. el-Âs onları yanında Şam'a götürdü; orada Amvâs vebasında öldüler. Amr onlara mirasçı oldu; o, onların asabesi idi. Amr b. el-Âs dönünce Ma'meroğulları, kız kardeşlerinin velâsı hususunda onunla davalaşmak üzere Ömer'e geldiler. Ömer şöyle dedi: “Aranızda Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) işittiğim şeyle hükmedeceğim. Onu şöyle buyururken işittim: 'Çocuğun ya da babanın elde ettiği (velâ), kim olursa olsun onun asabesine aittir.'”

(Râvi) dedi ki: Bunun üzerine (Ömer) bunu bizim lehimize hükme bağladı ve bize bu hususta, içinde Abdurrahman b. Avf'ın, Zeyd b. Sâbit'in ve bir başkasının şahitliği bulunan bir yazı yazdı. Nihayet Abdülmelik b. Mervân halife olunca (Ümmü Vâil'in) bir azatlısı vefat etti ve iki bin dinar bıraktı. O hükmün değiştirildiği haberi bana ulaştı. (Ma'meroğulları) Hişâm b. İsmâil'in huzurunda davalaştılar; (Hişâm) bizi Abdülmelik'e havale etti. Biz de ona Ömer'in yazısını getirdik. (Abdülmelik) şöyle dedi: “Ben bunun, hakkında şüphe edilmeyen hükümlerden olduğunu düşünüyordum. Medine halkının işinin, bu hükümde şüphe edecek dereceye vardığını hiç sanmıyordum.” Bunun üzerine bunu bizim lehimize hükme bağladı; biz de ondan sonra bu (hak) üzere kalmaya devam ettik.

Sünen-i İbn Mâce 2732, Kitap 23, Hadis 14

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ تَزَوَّجَ رِئَابُ بْنُ حُذَيْفَةَ بْنِ سُعَيْدِ بْنِ سَهْمٍ أُمَّ وَائِلٍ بِنْتَ مَعْمَرٍ الْجُمَحِيَّةَ فَوَلَدَتْ لَهُ ثَلاَثَةً فَتُوُفِّيَتْ أُمُّهُمْ فَوَرِثَهَا بَنُوهَا رِبَاعًا وَوَلاَءَ مَوَالِيهَا فَخَرَجَ بِهِمْ عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ مَعَهُ إِلَى الشَّامِ فَمَاتُوا فِي طَاعُونِ عَمْوَاسَ فَوَرِثَهُمْ عَمْرٌو وَكَانَ عَصَبَتَهُمْ فَلَمَّا رَجَعَ عَمْرُو بْنُ الْعَاصِ جَاءَ بَنُو مَعْمَرٍ يُخَاصِمُونَهُ فِي وَلاَءِ أُخْتِهِمْ إِلَى عُمَرَ فَقَالَ عُمَرُ أَقْضِي بَيْنَكُمْ بِمَا سَمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعْتُهُ يَقُولُ " مَا أَحْرَزَ الْوَلَدُ أَوِ الْوَالِدُ فَهُوَ لِعَصَبَتِهِ مَنْ كَانَ " . قَالَ فَقَضَى لَنَا بِهِ وَكَتَبَ لَنَا بِهِ كِتَابًا فِيهِ شَهَادَةُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ وَزَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَآخَرَ حَتَّى إِذَا اسْتُخْلِفَ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مَرْوَانَ تُوُفِّيَ مَوْلًى لَهَا وَتَرَكَ أَلْفَىْ دِينَارٍ فَبَلَغَنِي أَنَّ ذَلِكَ الْقَضَاءَ قَدْ غُيِّرَ فَخَاصَمُوهُ إِلَى هِشَامِ بْنِ إِسْمَاعِيلَ فَرَفَعَنَا إِلَى عَبْدِ الْمَلِكِ فَأَتَيْنَاهُ بِكِتَابِ عُمَرَ فَقَالَ إِنْ كُنْتُ لأَرَى أَنَّ هَذَا مِنَ الْقَضَاءِ الَّذِي لاَ يُشَكُّ فِيهِ وَمَا كُنْتُ أَرَى أَنَّ أَمْرَ أَهْلِ الْمَدِينَةِ بَلَغَ هَذَا أَنْ يَشُكُّوا فِي هَذَا الْقَضَاءِ . فَقَضَى لَنَا بِهِ فَلَمْ نَزَلْ فِيهِ بَعْدُ .

Hata bildir

Sünen-i İbn Mâce 2732 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü