İnsanları ateşte yüzüstü sürükleyen, dillerinin biçtiklerinden başka bir şey midir?

Kaynak
Sünen-i İbn Mâce 3973, Kitap 36, Hadis 48
Hasen
Türkçe meal

Muâz b. Cebel (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Bir yolculukta Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikteydim. Bir gün yürürken ona yakın bir hâlde sabahladım ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Beni cennete sokacak ve ateşten uzaklaştıracak bir ameli bana haber ver” dedim. Şöyle buyurdu: “Gerçekten büyük bir şey sordun. Ama Allah'ın kolaylaştırdığı kimseye o elbette kolaydır: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan ibadet edersin, namazı kılarsın, zekâtı verirsin, ramazan orucunu tutarsın ve Beyt'i (Kâbe'yi) haccedersin.” Sonra şöyle buyurdu: “Sana cennetin kapılarını göstereyim mi? Oruç bir kalkandır. Sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi hatayı söndürür. Kişinin gecenin ortasında kıldığı namaz da (öyledir).” Sonra “Onların yanları yataklardan uzaklaşır” âyetinden “yapmakta olduklarına karşılık bir mükâfat olarak” âyetine kadar okudu (Secde 32/16-17). Sonra şöyle buyurdu: “Sana işin başını, direğini ve zirvesini haber vereyim mi? Cihaddır.” Sonra: “Sana bütün bunların temelini haber vereyim mi?” buyurdu. “Evet” dedim. Dilini tuttu ve: “Bunu (zararından) tutarsın” buyurdu. “Ey Allah'ın Peygamberi! Biz konuştuklarımızdan dolayı da sorumlu tutulacak mıyız?” dedim. Şöyle buyurdu: “Anan seni yitirsin ey Muâz! İnsanları ateşte yüzüstü sürükleyen, dillerinin biçtiklerinden başka bir şey midir?”

Sünen-i İbn Mâce 3973, Kitap 36, Hadis 48

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ أَبِي النَّجُودِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي سَفَرٍ فَأَصْبَحْتُ يَوْمًا قَرِيبًا مِنْهُ وَنَحْنُ نَسِيرُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَخْبِرْنِي بِعَمَلٍ يُدْخِلُنِي الْجَنَّةَ وَيُبَاعِدُنِي مِنَ النَّارِ . قَالَ " لَقَدْ سَأَلْتَ عَظِيمًا وَإِنَّهُ لَيَسِيرٌ عَلَى مَنْ يَسَّرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ تَعْبُدُ اللَّهَ لاَ تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ وَتَصُومُ رَمَضَانَ وَتَحُجُّ الْبَيْتَ " . ثُمَّ قَالَ " أَلاَ أُدُلُّكَ عَلَى أَبْوَابِ الْجَنَّةِ الصَّوْمُ جُنَّةٌ وَالصَّدَقَةُ تُطْفِئُ الْخَطِيئَةَ كَمَا يُطْفِئُ النَّارَ الْمَاءُ وَصَلاَةُ الرَّجُلِ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ " . ثُمَّ قَرَأَ {تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ} حَتَّى بَلَغَ {جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ} ثُمَّ قَالَ " أَلاَ أُخْبِرُكَ بِرَأْسِ الأَمْرِ وَعَمُودِهِ وَذُرْوَةِ سَنَامِهِ الْجِهَادُ " . ثُمَّ قَالَ " أَلاَ أُخْبِرُكَ بِمِلاَكِ ذَلِكَ كُلِّهِ " . قُلْتُ بَلَى . فَأَخَذَ بِلِسَانِهِ فَقَالَ " تَكُفُّ عَلَيْكَ هَذَا " . قُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ وَإِنَّا لَمُؤَاخَذُونَ بِمَا نَتَكَلَّمُ بِهِ قَالَ " ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ يَا مُعَاذُ وَهَلْ يَكُبُّ النَّاسَ عَلَى وُجُوهِهِمْ فِي النَّارِ إِلاَّ حَصَائِدُ أَلْسِنَتِهِمْ " .

Hata bildir

Sünen-i İbn Mâce 3973 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü