Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah müminleri ateşten kurtarıp onlar güvene erdiklerinde, sizden birinin dünyada kendisine ait bir hak hususunda arkadaşıyla tartışması, müminlerin ateşe sokulan kardeşleri hakkında Rablerine karşı tartışmalarından daha şiddetli değildir. Derler ki: 'Rabbimiz! Kardeşlerimiz bizimle birlikte namaz kılıyor, bizimle oruç tutuyor, bizimle hacca gidiyorlardı; sen onları ateşe soktun.' (Allah) buyurur ki: 'Gidin, onlardan tanıdıklarınızı çıkarın.' Onların yanına varırlar ve onları yüzlerinden tanırlar; ateş onların yüzlerini yemez. Onlardan kimini ateş baldırlarının yarısına kadar, kimini de topuklarına kadar yakalamıştır. Onları çıkarırlar ve 'Rabbimiz! Bize emrettiklerini çıkardık' derler. Sonra (Allah) şöyle buyurur: 'Kalbinde bir dinar ağırlığınca iman bulunanı çıkarın.' Sonra kalbinde yarım dinar ağırlığınca (iman) bulunanı, sonra kalbinde hardal tanesi ağırlığınca (iman) bulunanı (çıkarın, buyurur).”
Ebû Saîd şöyle dedi: Kim buna inanmazsa şu âyeti okusun: “Şüphesiz Allah zerre ağırlığınca haksızlık etmez. (Yapılan) bir iyilik olursa onu kat kat artırır ve kendi katından büyük bir mükâfat verir.” (Nisâ 4/40)
Sünen-i İbn Mâce 60, Mukaddime, Hadis 60