Câbir (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Medine'de bir kadın bahçesini oğluna umrâ olarak verdi. Sonra (oğlu) öldü, ardından (kadın) da öldü. (Oğul) bir çocuk bırakmıştı; onun da, umrâ yapan kadının oğulları olan kardeşleri vardı. Umrâ yapan kadının çocukları: “Bahçe bize döndü” dediler. Umrâ yapılanın oğulları ise: “Hayır, o hayatında da ölümünde de babamızındı” dediler. Osman'ın azatlısı Târık'a davalaştılar. (Târık) Câbir'i çağırdı; o da umrânın sahibine (alanına) ait olduğuna dair Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) şahitlik etti. Târık buna göre hüküm verdi, sonra Abdülmelik'e yazıp bunu ve Câbir'in şahitliğini ona haber verdi. Abdülmelik: “Câbir doğru söylemiş” dedi. Târık da hükmü yürürlüğe koydu. O bahçe bugün hâlâ umrâ yapılanın oğullarınındır.
Sahîh-i Müslim 1625k, Kitap 24, Hadis 36