Yeminden daha hayırlısını gören onu yapar ve yemininden çıkar; tavuk yemek de sünnettir.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1649c, Kitap 27, Hadis 12
Türkçe meal

Zehdem el-Cermî şöyle rivayet etti:

Ebû Mûsâ'nın yanındaydık. Sofrasını istedi; üzerinde tavuk eti vardı. Teymullah oğullarından, mevâlîye benzeyen kırmızı tenli bir adam içeri girdi. (Ebû Mûsâ) ona: “Buyur” dedi. Adam ağır davrandı. “Buyur; ben Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) ondan yerken gördüm” dedi. Adam: “Ben onu (tavuğu) bir şey yerken gördüm, iğrendim ve onu yememeye yemin ettim” dedi. (Ebû Mûsâ) şöyle dedi: “Buyur, sana bununla ilgili anlatayım: Eş'arîlerden bir grup içinde, bize binek vermesini istemek için Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) geldim. 'Vallahi size binek vermem; size verecek bineğim de yok' buyurdu. Allah'ın dilediği kadar bekledik. Sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) ganimet develeri getirildi. Bizi çağırdı ve bize hörgüçleri beyaz beş deve verilmesini emretti. Gidince birbirimize: 'Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) yeminini unutturduk; bize bereket verilmez' dedik. Ona dönüp: 'Ey Allah'ın Resûlü! Bize binek vermen için sana geldik; bize binek vermeyeceğine yemin ettin, sonra bize binek verdin. Unuttun mu ey Allah'ın Resûlü?' dedik. 'Ben vallahi, inşallah, bir şeye yemin edip de başkasını ondan daha hayırlı görürsem, mutlaka daha hayırlı olanı yapar ve yeminimden çıkarım. Gidin; size binek veren ancak Allah'tır (azze ve celle)' buyurdu.”

Sahîh-i Müslim 1649c, Kitap 27, Hadis 12

Arapça metin
حَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي، قِلاَبَةَ وَعَنِ الْقَاسِمِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ زَهْدَمٍ الْجَرْمِيِّ، - قَالَ أَيُّوبُ وَأَنَا لِحَدِيثِ الْقَاسِمِ، أَحْفَظُ مِنِّي لِحَدِيثِ أَبِي قِلاَبَةَ - قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى فَدَعَا بِمَائِدَتِهِ وَعَلَيْهَا لَحْمُ دَجَاجٍ فَدَخَلَ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ أَحْمَرُ شَبِيهٌ بِالْمَوَالِي فَقَالَ لَهُ هَلُمَّ . فَتَلَكَّأَ فَقَالَ هَلُمَّ فَإِنِّي قَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ مِنْهُ . فَقَالَ الرَّجُلُ إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ فَحَلَفْتُ أَنْ لاَ أَطْعَمَهُ فَقَالَ هَلُمَّ أُحَدِّثْكَ عَنْ ذَلِكَ إِنِّي أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ نَسْتَحْمِلُهُ فَقَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ " . فَلَبِثْنَا مَا شَاءَ اللَّهُ فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَهْبِ إِبِلٍ فَدَعَا بِنَا فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى قَالَ فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قَالَ بَعْضُنَا لِبَعْضٍ أَغْفَلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ لاَ يُبَارَكُ لَنَا . فَرَجَعْنَا إِلَيْهِ فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا أَتَيْنَاكَ نَسْتَحْمِلُكَ وَإِنَّكَ حَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا ثُمَّ حَمَلْتَنَا أَفَنَسِيتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " إِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَتَحَلَّلْتُهَا فَانْطَلِقُوا فَإِنَّمَا حَمَلَكُمُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1649 c metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü